Sait Faik Abasıyanık 18 Kasım 1906’da Adapazarı’nda doğdu. Çocukluğu Adapazarı’nda geçti. İlköğrenimini Rehber-i Terakki Okulu’nda yaptı. Ortaöğreniminin bir bölümünü İstanbul Erkek Lisesi’nde, bir bölümünü ise Bursa Lisesi’nde tamamladı (1925-1928). Yükseköğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde başladı (1928). İki yıl sonra babasının isteği üzerine, iktisat eğitimi için Venedik üzerinden İsviçre’ye gitti. Lozan’da kısa bir süre kalarak, Fransa’nın Grenoble kentine geçti. Sanatı ve kişiliği üzerinde derin izler bırakacak çok sevdiği bu Fransız şehrinde üç yıl yaşadı. Fransa’dan döndükten sonra bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Çocukluğundan beri tüccar olmasını istediği babasının zorlamasıyla ticarete atıldı ve başarılı olamadı. Babasının 1939’daki ölümüyle geçimini yalnızca kalemiyle sağlamanın yollarını aradı. Kısa bir süre Haber gazetesinde muhabirlik yaptı (1942). Yazarlığa lise yıllarında başlayan Sait Faik’in ilk şiiri Mektep dergisinde (1925), ilk yazısı ‘Uçurtmalar’ Milliyet gazetesinde yayımlandı (1929). 1934’ten itibaren kendini neredeyse bütünüyle öyküye veren yazar; denizi, emekçileri, çocukları, yoksulları, işsizleri, balıkçıları yalın ve şiirsel bir dille anlatarak Türk edebiyatına yeni bir öykü anlayışı getirdi. Daha önce Atatürk’ü de onur üyeliğine seçen, ABD’deki Uluslararası Mark Twain Derneği tarafından çağdaş edebiyata yaptığı katkılarından dolayı onur üyeliğine seçildi (1953). 11 Mayıs 1954’te İstanbul’da öldü.
Daha lise sıralarında şiir ve öykü denemelerine girişen Sait Faik Abasıyanık, ilk öyküsü İpekli Mendil’i 1934’te Varlık dergisinde yayımladı. İlk öykülerinde (Semaver, Sarnıç, Şahmerdan) daha çok çocukluk (Adapazarı) ve ilk gençlik (Bursa, Fransa) izlenimlerini yansıtırken, biçim ve içerik açısından geliştirdiği sonraki öykülerinde "küçük adam" in yalnızlığını, yaşama sevincini, çirkinlik ve kötülüklere karşı koyma çabalarını, İstanbul’un orta ve daha aşağı kesim insanlarının sorunlarıyla kaynaştırıp vermeye çalıştı (Lüzumsuz Adam). Bu özelliğiyle tam bir İstanbul öykücüsü oldu. Edebiyat yapıtlarının insanı yeni, mutlu, iyi ve güzel dünyaya götürmesi gerektiğine inanan Sait Faik, bu yeni dünyayı kurma özlemini yapıtlarında bazen küçük mutluluklara sığınarak, bazen mutsuzluğun tadını çıkararak, bazen de gerçeküstücü bir anlatıma yönelerek (Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan) verdi. Şiirsel dilin yetkin sesini duyurduğu öykülerinin yanı sıra şiir (Şimdi Sevişme Vakti) ve roman da yazmaya yöneldi. Romanları arasında yer alan Birtakım însanlar’da Burgaz adasında yaşayan insanların ikinci Dünya savaşı yıllarındaki acılarını, sevgilerini, yasadışı işlere yönelmek zorunda kalışlarını ayrı öyküler biçiminde sergiledi. Kayıp Aranıyor’daysa, mutluluğu arayan bir genç kızın, düş kırıklığına uğrayınca çevresine yabancılaşışmı anlattı.
Çağdaş edebiyata katkılarından ötürü A.B.D ‘ndeki Mark Twain Derneği tarafından onur üyeliği verilen (1953) sanatçının ölümünden sonra annesi, onun adına bir öykü armağanı kurmuş (1955), Burgaz adasındaki evi de ölümünden çok sonra bir müzeye dönüştürülmüştür (1964).
Eserleri:
Öykü: Semaver (1936); Sarnıç (1939); Şahmerdan (1940); Lüzumsuz Adam 1956: (1948); Mahalle Kahvesi (1950); Kumpanya (1951); Havada Bulut 1957: (1951); Havuz Başı (1952); Son Kuşlar (1952); Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954); Az Şekerli (öyküler- röportajlar, 1954); Tüneldeki Çocuk (öyküler-röportajlar, 1955); Mahkeme Kapısı (öykü-röportaj arası anlatı, 1956).
Roman: Birtakım İnsanlar (1952, 1944’te Medar-ı Maişet Motoru adıyla yayımlandı); Kayıp Aranıyor (1953).
Yazı-Şiir: Şimdi Sevişme Vakti (şiirler, 1953); Balıkçının ölümü- Yaşasın Edebiyat (ölümünden sonra derlenen yazılar- şiirler, 1977).
Röportaj-Mektup: Açık Hava Oteli (ölümünden sonra derlendi, 1980).
Çeviri-Uyarlama: Müthiş Bir Tren (ölümünden sonra derlendi, 1981).




