13 Mayıs 1869 tarihinde İstanbul’ da doğdu. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’ni tamamladıktan sonra Mülkiye Mektebi’ne devam etti. 1899 yılında Hukuk Mektebi’ne başladı. Öğrenim için Amerika’ya gitmek istedi ancak bu isteği gerçekleşemediğinden memurluk hayatına yöneldi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. Şiirlerinde ileri sürdüğü görüşlerden dolayı saray tarafından Erzurum’a rüsumat nazırlığı göreviyle sürgün gönderildi. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Hicaz valiliğine atandı. Türk Ocağının kurucuları arasında yer aldı, derneğin başkanlığına getirildi. Türk Yurdu dergisini yönetti. 1911 yılında İttihat ve Terakki hükümetiyle arası açılınca Erzurum’a vali olarak atandı. 1912 yılında emekliye ayrıldı. 1913 yılında Musul milletvekili seçildi. 1919 yılında Milli Türk Fırkası’nın kuruculuğunu yaptı. İstanbul işgal edilince 1921 yılında Anadolu’ya Mini Mücadele için geçti. Anadolu’nun değişik yörelerini halkı bilinçlendirmek için dolaştı. Cumhuriyet döneminde hayatının sonuna kadar Şebinkarahisar, Şanlıurfa ve İstanbul’dan milletvekili seçildi. 14 Ocak 1944 tarihinde vefat etti.
Emin YURDAKUL, Milli Edebiyat Cereyanı başlamadan evvel Türkçülük faaliyetlerini edebiyata aksettiren önemli şahıslardan biridir. Türk Edebiyatında açık bir Türkçülüğü ilk defa bir sanat ideali haline getiren Türk şairi Emin YURDAKUL’dur.
Emin YURDAKUL siyasi hayatında valilik ve milletvekilliği yapmıştır. Valiliklerinin onun sanatının yöneldiği istikametin yönünde önemli bir yeri vardır. Çünkü vali olarak gittiği yörenin insanını, kültürünü, dertlerini, mutluluklarını içlerinde yaşayarak görmüş ve bu da onda halkçılık yönünün gelişmesinde etkili olmuştur:
Şairin ilk şiiri 1897 yılında Selanik’te basılan "Cenge Giderken" adlı şiiridir. Bu şiir, Türk edebiyatının Türklük heyecanıyla terennüm edilen ilk şöhretli manzumesidir.
Yıllarca Batılı güçler karşısında hezimete uğramış olan ve büyük bir eza içinde olan Osmanlı’nın, 1897 yılında Yunanistan’a karşı yapılan bir yıldırım harbi ile Atina kapılarına kadar ilerlemesi bir canlanma ve ümit getirmiştir. Bu heyecana dönemin şair ve yazarları da eserleri ile katılmışlardır. Mesela Tevfik Fikret’in "Hasanın Gazası", Cenap Şehabettin’in "Eytam-ı Şüheda", Ali Ekrem’in "Vasiyet"i gibi şiirler bu heyecanla kaleme alınmış şiirlerden bazılarıdır.
Mehmet Emin bu dönemde dokuz şiir yazar ve "Türkçe Şiirler" adı altında, bir kitap halinde bastırır.
"Türk" kelimesini, Türkçülük şuur ve anlayışı ile şiirde ilk defa kullanan Mehmet Emin’dir (Cenge Giderken şiirinde) .
Mehmet Emin’in şiirlerini muhteva olarak en iyi ifade eden iki kelime "yaralar ve sargılardır". Yaralar; Mehmet Emin Türk halkının dertlerini bu eserle dile getirir, her yaranın iyileştirilmesi gerekir. Bunu da sargılar ifade eder. "Türk Sazı" adlı şiir kitabı Türk halkının dertlerini ıstıraplarını mücadelesini sevinç ve üzüntülerini anlatan bir şiir kitabıdır. Şahsi dertlerini dile getiren şiirlere karşılık, Mehmet Emin kişisel dertlerini şiirinin konusu etmeyen, idealist olan bir dava şairidir.
Mehmet Emin’in şiirleri edebi açıdan ahenksizdir, musikiden yoksundur, şiirlerinin dili kurudur.
"Zavallılar" adlı şiirinde Anadolu köylülerini anlatır. Tanzimat Dönemi’ndeki edebiyatçıların çevresi İstanbul’dur. Mehmet Emin’in şiirlerinde ise çevre Anadolu köyleri ‘ve Anadolu insanıdır. Yeni Türk edebiyatı döneminde Anadolu’ya yönelmede iki tavır vardır; Anadolu’yu, köylüyü rahat, güzel huzur içinde gören tavır. Romantik bakıştır. İnsana zevk verir. Bunun zıddı olan, Anadolu’da keder, sıkıntı ve ıstırap yönlerini dile getiren tavır. Mehmet Emin’ de ise Anadolu halkını tenkit etmeden, Anadolu halkının dertlerini dile getiren bir anlayış vardır. O, bu anlayışın öncüsü sayılır.
Mehmet Emin’in şiirlerinin bugün muhteva olarak itibar görmemesinin sebebi, sadece şiirlerindeki kuruluk değil, aynı zamanda birçoğunun bugün konu olarak, anlatılanların artık günümüzde var olmayan meselelerden teşekkül etmesidir.
Mehmet Emin Servet-i Fünun şiirindeki tablo şiir anlayışından etkilenmiştir. Anadolu’da duyduğu bazı hikayeleri şiirleştirmiş veya nazma yaklaştırmıştır. .
Mehmet Emin "Zavallı Kayakçı", "Çiçek İçin Bırak Şu Kızcağızı", "Bıçaksız Katiller", "Issız Ev", "Çekiç Altında" gibi şiirleriyle içtimai meselelere de dokunur.
Mehmet Emin’in şiirde yaptığı başka bir yenilik; Turancılık fikrini şiirde desteklemesidir. Bunun için bu tarz yazdığı şiirlerde Türklerin İslamiyet’ten önceki tarihi kahramanlıkları ve hadiselerini dile getirir. Türk şiirine çok az girmiş veya hiç girmemiş tarihi şahsiyetleri, kahramanları kavram ve kelimeleri şiire almıştır. Birinci Dünya Harbi sonunda Turancılık yönündeki şiirlerinde değişme olur. Birinci Dünya Harbi sonunda Osmanlı’nın yenilmesiyle Türk halkına yapılan zulümlere isyan eden tarzda şiirler yazar.
Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. Türk Yurdu dergisinin yayın sorumluluğunu üzerine aldı. İttihat ve Terakki ile anlaşmazlığa düşünce 1912 yılında Erzurum Valiliği’nden emekliye ayrıldı. 1914’te Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Musul milletvekili oldu. Aralık 1919’da Türk Fırkası’nı kurdu. İstanbul’un işgalinin akabinde 1921’de Anadolu’ya geçti. Antalya, Adana, İzmir illeri çevresinde çalıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Şarkikarahisar, sonra da Urfa ve İstanbul milletvekili oldu. Mehmet Emin Yurdakul, yaşamını yitirene dek milletvekilliği yaptı. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri 1897’de Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Devrinin şiir anlayışının dışına çıktı, hece ölçüsüne dayalı yalın bir Türkçe kullandı. Türk edebiyatına halkın sesini getiren gerçekçi bir şair olarak değerlendirildi. Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülüğü savunan şiirler yazdı. Coşku, ulusal duygular, kahramanlık, yüreklendirme ve öğreticilik öğelerini ön plana çıkardı. Şiire şekil yenilikleri de getirdi. Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak üçer, altışar, sekizer dizeden kurulu şiirler yazdı. Milli edebiyat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. "Türk Şairi", "Milli Şair" unvanı ile tanınır.
İlk kitabı Türkçe şiirler ilgiyle karşılanmış, yankılar uyandırmıştır. Dönemin şiir anlayışı dışında, hece ölçüsünü kullanarak yazdığı şiirlerinde yalın bir dil kullanmıştır. Türk edebiyatına halk sesini getiren şair olarak nitelendirilmiştir. Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülük akımını savunan, bu konudaki düşüncelerini dile getiren öğretici şiirler yazmıştır.
Şiirde biçim yönünden yenilikler yapmıştır. Geleneksel Türk şiirinde sürekli kullanılan kalıpların yerine 4+4+4+3=15, 4+4+4+5=17, 4+4+4+7=19 gibi alışılmışın dışında kalıplar kullanmıştır. Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak üçer, altışar, sekizer dizelik kıtalar kurmuştur. Servet-i Fünun doğrultusunda Batı’dan gelen sone biçiminde şiirler de yazmıştır.
Halkçı, ulusçu düşünce ve duyguları dile getirmiştir. Toplumsal ve ulusal konuları işlemiştir. Halkın ve ülkenin gerçeğini, özgürlük istemini yansıtmıştır. Coşku, umut, yüreklendirme ve öğreticilik, şiirinin belirgin öğeleri olmuştur.
________________________________________
ESERLERİ
ŞİİR:
Türkçe Şiirler (1899-1918)
Türk Sazı (1914)
Ey Türk Uyan (1914)
Tan Sesleri (1915, 1956)
Ordunun Destanı (1915)
Dicle Önünde (1916)
Hastabakıcı Hanımlar (1917)
Turana Doğru (1918)
Zafer Yolunda (1918)
İsyan ve Dua (1918)
Aydın Kızları (1919)
Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)
Ankara (1939)
DÜZYAZI:
Fazilet ve Asalet (1890)
Türkün Hukuku (1919)
Kral Corc’a (1923)
Dante’ye (1928)




