İlhan Berk Necatigil’in deyimiyle “şiirimizin uç beyi”, 1918’de Manisa’da doğdu. İlk şiirleri Manisa Halkevi dergisi, Uyanış, Varlık, Çığır gibi dergilerde çıktı. 1944 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Destansı yönünün ağır bastığı, adeta bir Türk Walt Whitman’ı olarak adlandırıldığı dönemde İstanbul (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu’nu (1955) yayımladı. 1953 yılına kadar çıkardığı kitaplarla gerçekçi bir şair görüntüsü veriyordu. 1953’te Yenilik dergisinde yayımladığı “Saint-Antoine’ın Güvercinleri”, ileride İkinci Yeni adını alacak şiir akımının habercisi oldu. Bu özellik daha sonraları gelişerek sürdü ve İlhan Berk’in özgün tutumu durumuna geldi. Giderek İkinci Yeni şiirinin öncüsü ve en güçlü savunucusu olarak anılmaya başladı. Şiirlerinde cinsellik ve tarih ana temalar olarak belirdi. Çeşitli nesneleri, kent, sokak gibi olguları ayrıntılı bir “kimlik kartı” somutluğu taşıyan bir biçimde şiirleştirdi. Düzyazı şiirlerden aforizmalara harfleri, nesneleri ve semtleri sevmeye dek genişleyen çok kollu bir şiir ırmağıdır İlhan Berk. 28 Ağustos 2008 tarihinde vefat etti.
Şiir çalışmalarına öğrencilik yıllarında başlayan, bu alandaki ilk ürünlerini, Manisa Halkevi dergisinde yayımlayan İlhan Berk, söz konusu şiirleri sonradan Güneşi Yakanların Selamı adlı kitabında topladı (1935). Manisa Halkevi Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle bu şiirlerden oluşan "Güneşi Yakanların Selamı"nda (1935) görülen Nâzım Hikmet etkisi sonraki şiirlerinde kayboldu. İlhan Berk’in şiir dünyasında, daha sonra geliştireceği dil tutumunun ilk örneğini oluşturan bu yapıt, konu bakımından da, sürekli işleyeceği doğaya ve bireye yönelik şiirlerin başlangıcı oldu. Nitekim daha sonraki yıllarda yayımladığı İstanbul (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu (1955) adlı kitaplarında, anlamı belirgin ama çağrışımlara açık imgeleri, dil işçiliği, yoğun duyarlığıyla bireye ve doğaya yönelik gerçekçi anlayışın nitelikli örneklerini ortaya koydu. Benliğinden çevreye yayılan bir yaşama sevinci içinde, umutlu ve aydınlık bir dünya çizdi; betimleyici bir anlayışla, insanların ilgilerini, doğa ve insan ilişkilerini, kent yaşamını yansıttı. 1955’te, düzyazıdan kaçınan, imgeye ağırlık veren ve yeni bir estetiğe ulaşmayı amaç alan ikinci Yeni akımına katılan İlhan Berk, dergilerde bu şiir akımını destekleyen yazılar yayımladı. Özellikle gerçeküstücü edebiyat ve sanat alanındaki görüşlerden esinlenerek, şiirin özel bir dil olduğunu, yeni şiir anlayışının sözcüklerin anlamlarını sarsmaya kadar gidebileceğini ve Türkçede yeni bir şiir geleneğinin kurulacağını savundu. Ayrıca, çağdaş şiirin bir şey anlatmak için yazılmadığını, şiirin amacının güzelliği yaratmak olduğunu ileri sürerek, şiirde bir anlam varsa, bunun bütünüyle raslantısal olduğunu belirtti. Şiiri akıl ötesi bir dil olgusu durumuna getiren yaygın dilbilgisi kurallarını altüst etmekten çekinmeyerek "soyut’u insan aklının en büyük gelişmesi sayarak duygu ve çağrışımlara ağırlık vererek, "kapak" bir şiir tekniğine ulaştı: Galile Denizi (1958); Çivi Yazısı (1960); Otağ (1961); Mısırkalyoniğne (1962). Sonraki yıllardaysa, Türk şiir geleneğine yönelmeye başladı ve yalnızca soyutlamalarla yetinmeyip, toplumsal motiflere de yer verdi
"İstanbul", "Günaydın Yeryüzü", "Türkiye Şarkısı" kitaplarındaki şiirlerinde geleceğe dönük toplumsal özlemleri dile getirdi. 1950’lerin ortalarında beliren genç şairleri etkiledi, onların bazı özelliklerinde de etkilendi. İkinci Yeni akımına katıldı. "Köroğlu", "Galile Denizi", "Çivi Yazısı", "Mısırkalyoniğne" kitaplarında bu dönemin şiirleri yer alır. Bu dönemde şiirde anlam yaratmak için anlamsızlıklara yöneldi. Yalnızca anlamsızlığı savunduğu gerekçesiyle eleştirildi. Ardından şiirde konuyu tümüyle yok etme deneyine girişti. "Aşıkane"de nesneleri aşırı biçimde vurguladı. Ama bu vurgu giderek kendi benliğine yöneldi. "Şenlikname"de şiiri iyice düzyazıya yöneldi. Doğu şiirinin klasik kalıplarını denedi, beyit ve türkü biçimlerinden yararlandı. Araştırmacı kişiliği, özgün duyarlılıkları ve buluşlarıyla 20. Yüzyıl Türk şiirinin en önemli isimleri arasında.
ESERLERİ:
ŞİİR:
Güneşi Yakanların Selamı (1935)
İstanbul (1947)
Günaydın Yeryüzü (1952)
Türkiye Şarkısı (1953)
Köroğlu (1955)
Galile Denizi (1958)
Çivi Yazısı (1960)
Otağ (1961)
Mısırkalyoniğne (1962)
Âşıkane (1968)
Taşbaskısı (1975)
Şenlikname (1976)
Atlas (1976)
Kül (1978)
İstanbul Kitabı (1980)
Kitaplar Kitabı (1981)
Deniz Eskisi-Şiirin Gizli Tarihi (1982)
Delta ve Çocuk (1984)
Galata (1985)
Güzel Irmak (1988)
Pera (1990)
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum (1993)
Avluya Düşen Gölge (1996)
Şeyler Kitabı Ev (1997)
Çok Yaşasın Sayılar (1998)
DÜZYAZI:
Şifalı Otlar Kitabı (1982)
Bir Uzun Adam (1982)
El Yazılarına Vuruyor Güneş (1983)
İnferno (1994)
Kanatlı At (1994)
Logos (1996)
Poetika (1997)




