Anasayfa / Edebiyat / GEVHERİ

GEVHERİ

Gevherî’nin asıl adı Mustafa ‘dır. XVII. yüzyıl sonlarında ün kazandığına ve öldüğü sıralarda yaşlı bir insan bulunduğuna göre XVII. asrın ortalarında doğduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Sonradan gittiği yerler arasında onun Rumeli’de, Şam’da ve Arabistan’da bulunduğu anlaşılıyorsa da doğum yeri hususunda şimdilik bir şey söylenemez. 1100’de İstanbul’u ziyaret ettiği bilinen Kırım hanı I. Selim Giray’a yazdığı manzumeden Gevherî’nin o sıralarda İstanbul’da bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir koşmasında 1127 tarihini zikretmesinden ise onun hiç olmazsa bu tarihe kadar hayatta olduğu görülmektedir. Âşık Ömer gibi büyük bir saz şâiri ile aynı asırda yaşamasına rağmen daha hayatında şöhret sahibi olan Gevherî’nin ünü gittikçe yayılmış böylece günümüze kadar gelmiştir. Eski yazarlardan Müstakimzâde, Vehbî, Süleyman Faik Efendi, Gevherî’den söz ettikleri gibi, meşhur Ziya Paşa da Harabat’nın mukaddimesinde Gevherî’yi okuduğunu yazmaktadır. Gevherî’ nin diğer birtakım saz şâirleri gibi ümmî olmayıp, hece vezniyle yazdığı koşma, türkü ve manîlerinin yanında aruz vezniyle de dîvanlar, müstezadlar ve semaîlerinin de bulunması kayda değer. Hece vezniyle yazılmış eserlerinde halk zevkine verdiği ehemmiyetle XVII. asrın ilk yarısında yetişen Kuloğlu’nun çok kuvvetli bir şekilde tesirinde kaldığı görülen Gevherî, aruz ile yazdığı taklide dayanan manzumelerinde ise Fuzuli ‘nin tesirinden kurtulamamıştır. Kendi şairliğine mağrur olan Gevherî şiirlerindeki güzelliği sevgilerinin sihrine atfedecek kadar da ince ve zariftir.

 

 

Koşma

Ey gözet kapına dermana geldim,

Derûnumda bir unulmaz yâre var

Dertlerime derman ben seni buldum

Senden gayri bana kimden çâre var

 

Bed-asıldan vefa gelmez şöyle bil

Yolunda eylesen ömrünü sebil

Günde bir kez ölüm istiyor bu dil.

Sencileyin bir hercai yâre var

 

Kaçan bi-vefâdır sevgili dostun

Yâr olmaz akibet ol gözü mestin

Gerek Nesimi-veş yüzseler postun

Gerek Mansur gibi zülfü dâre var

 

Çün düştü araya zamanı firkat,

Ol dilberde kaldı bu dil akıbet.

Bir gül için hâre eylemem minnet

Var da minnet eyle âh ü zâre var

 

Sevdiğim adüv’den öğüt alırsa.

Benden geçip bencileyin bulursa

Çarh-ı felek eğer böyle kalırsa.

Gevheri dermanı Hak’tan ara var

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir