Anasayfa / Edebiyat / CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı iki dönemde incelenebilir.

a) 1923 -1940 yılları arası Türk edebiyatı

b) 1940 sonrası Türk edebiyatı

 

1923 – 1940 YILLARI ARASI TÜRK EDEBİYATI

Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan bu dönemde siyasal ve toplumsal değişimler edebiyatımızı da etkilemiştir. Yeni Türk harfleri kabul edilmiş, dil tartışmaları sonuçlanmış, Türk edebiyatı taklitçilikten kurtulmuştur.

Dönemin Özellikleri:

Edebiyatımız bu dönemde gerçekçi bir anlayışla halkın sorunlarına eğilmiştir.

Öykü ve romanda toplumsal gerçekçilik ön plana çıkmıştır.

Edebiyatın bütün türlerinde eserler ortaya konmuştur.

Eserlerde Kurtuluş Savaşı’nın izleri vardır.

Şiirlerde genellikle hece ölçüsü kullanılmış; ancak bazı sanatçılar serbest nazım biçimiyle de şiirler yazmıştır.

Dünya çapında şair, eleştirmen ve romancılar yetişmiştir.

Edebiyat, halka mal olmuş, eserlerde günlük konuşma biçimine sıkça yer verilmiştir.

1923 -1940 Yılları Arasında Ortaya Çıkan Edebiyat Toplulukları

 

YEDİ MEŞALECİLER

1928’de eserlerini "Yedi Meşale" adlı kitapta toplayan, Milli edebiyatçılara tepki olarak ortaya çıkan sanatçılar, yenilik, canlılık ve içtenlik peşinde koştular; ancak amaçlarına ulaşamadılar. Yedi Meşaleciler:

"Sanat, sanat için olmalıdır." görüşünü benimsediler.

Konuları olabildiğince genişletmek istediler.

Geleneksel temalar yerine yeni temalar bulup işlediler.

Olaylara daha gerçekçi yaklaştılar; iç dünyalarına, eşyaya izlenimci bir ressam gibi baktı¬lr.

Edebiyatımızdan yankıları çok kısa süren sanatçılar şunlardır: Kenan Hulusi Koray, Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi Bahsi, Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Vasfi Mahir Kocatürk, Ziya Osman Saba

 

1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI

1940’tan sonra Türkiye’de ve dünyada yeni gelişmeler olmuş, ikinci Dünya Savaşı dünya ülkeleri gibi Türkiye’yi de etkilemiş ve toplum bunalımlı bir savaş atmosferi yaşamıştır. 1950’den sonra çok partili siyasal hayata geçilmiş, edebiyatımızda çokseslilik oluşmuş, karşıt görüşlerin dile getirildiği eserler verilmeye başlanmıştır.

 

1940 Sonrası Ortaya Çıkan Edebiyat Toplulukları

 

GARİPÇİLER (I. YENİ HAREKETİ)

Geleneksel şiir anlayışına karşı çıkan ve 1941’de yayımladıkları "Garip" adlı kitapla ortaya çıkan Birinci Yeni Hareketi "Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu"dan oluşur. Şiirimizde köklü değişikliklere yol açan Garipçilerin şiir anlayışını şöyle özetleyebiliriz:

 

Şiirde ölçüye başkaldırıp serbest nazım biçimini kullandılar

Uyağı şiir için gerekli olmaktan çıkardılar.

Şiirde parça güzelliğini değil, bütün güzelliğini savundular.

Günlük yaşamdaki her şeyi konu olarak şiire sokmaya çalıştılar.

Halkın konuştuğu dili kullandılar.

Söz oyunlarından uzak durdular.

Şiirde toplumsal aksaklıkları eleştirdiler.

Şiirde halktan kişileri ve sıradan insanları anlattılar.

 

ÖRNEK – 5 (ÖYS – 1997):

İlk şiirlerini 1936’da yayımlamaya başlamıştır. Bunlar o güne kadar şiir diye bilinen ürünlere bir tür başkaldırıdır. Öyle ki, şiiri birtakım kalıp ve klişelerden, yıpranmış benzetmelerden, başka bir deyişle şairanelikten kurtarmıştır. Yalın gündelik bir dilin söz kalıplarına yaslanarak şiirlerini oluşturmuştur. Gündelik yaşamı çıkış noktası yapmıştır.

Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?

A) Cahit Sıtkı Tarancı

B) Faruk Nafiz Çamlıbel

C) Orhan Veli Kanık

D) Fazıl Hüsnü Dağlarca

E) Cahit Külebi

ÇÖZÜM;

Şiiri birtakım kalıp ve klişelerden, şairanelikten kurtaran şairimiz Orhan Veli’dir. O, şiirlerinde gündelik yaşamı dile getirmiştir.

Doğru cevap (C) seçeneğidir.

 

İKİNCİ YENİ

1950’den sonra gelişen bu akım, Orhan Veli ve arkadaşlarının şiir anlayışına bir tepki olarak doğmuştur. Değişik imgeler, çağrışımlar ve soyutlamalarla yeni bir söyleyişin amaçlandığı akımın öncüleri arasında Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, İlhan Berk, Oktay Rıfat ve Ece Ayhan sayılabilir. Bu akımın anlayışını şöyle özetleyebiliriz:

 

Yeni’nin tam tersi bir noktadan yola çıktılar.

Halk kültüründen uzaklaştılar.

Anlama değil söyleyişe önem verdiler.

Konuşma diline uzak kaldılar, edebi sanatlara özgürlük tanıdılar.

imgeye kapılarını sonuna kadar açtılar.

Aklın mantıksal işleyişine sırt çevirdiler.

Gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler.

 

HİSARCILAR

1950’den sonra Mehmet Çınarlı’nın çıkardığı "Hisar" dergisi çevresinde toplanan bazı sanatçılar Garipçilere tepki göstermişler milli – manevi değerlere dayalı bir anlayışı ortaya koymuşlardır.

Şiirde ölçü ve uyak gibi değerleri önemseyen aşk, doğa, yurt sevgisi temalarını işleyen bu topluluğun sanatçıları arasında Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Munis Faik Ozansoy, Mustafa Necati Karaer, Yavuz Bülent Bakiler sayılabilir.

 

TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER

1950’den sonra bazı öykü ve roman yazarları halka, özellikle köye ve köylü sorunlarına yönelmişler, gözlemci bir gerçekçilikle eserler vermişlerdir. Ele aldıkları sorunları daha çok sosyalist dünya görüşünden hareketle işlemişler, sanatı bu görüşü yayma doğrultusunda kullanmışlardır. Bu topluluğun sanatçıları arasında Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Necati Cumalı, Haldun Taner sayılabilir.

 

ÖRNEK – 6 (ÖSS – 2006):

Türk öykücülüğünün özelliklerini kavramak istiyorsak öncelikle bu üç yazarımızı çok iyi tanımamız gerekir. Abdullah Efendinin Rüyaları’yla…, Ekmek Kavgası’yla…, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu’yla…, Cumhuriyet Dönemi öykücülüğünde önemli yeri olan sanatçılar arasında sayılır.

Bu parçada boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken yazar adları aşağıdakilerin hangisin¬de sırasıyla verilmiştir?

A) Ahmet Hamdi Tanpınar – Orhan Kemal -Haldun Taner

B) Haldun Taner – Ahmet Hamdi Tanpınar – Orhan Kemal

C) Orhan Kemal – Ahmet Hamdi Tanpınar -Haldun Taner

D) Ahmet Hamdi Tanpınar – Haldun Taner – Orhan Kemal

E) Haldun Taner – Orhan Kemal – Ahmet Hamdi Tanpınar

ÇÖZÜM:

Parçada söz edilen eserlerden "Abdullah Efendinin Rüyaları" Ahmet Hamdi Tanpınar’a, "Ekmek Kavgası" Orhan Kemal’e, "Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu" ise Haldun Taner’e ait eserler olduğuna göre doğru sıralama A seçeneğidir.

Doğru cevap (A) seçeneğidir.

 

Kurtuluş Savaşı’nı Konu Alan Romanlar

"Ateşten Gömlek", "Vurun Kahpeye" Halide Edip Adıvar’a, "Yaban" Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na, "Yorgun Savaşçı" Kemal Tahir’e "Küçük Ağa" ise Tarık Buğra’ya aittir.

 

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ ÖNEMLİ SANATÇILARI

 

Memduh Şevket Esendal (1883 -1952)

— Ömer Seyfettin’le aynı yıllarda yazmasına rağmen öykülerini Cumhuriyet’ten sonra yayımlamıştır.

— "Çehov" tarzı modern hikâyeciliğimizin ülkemizdeki ilk başarılı temsilcisidir.

— Hikâyelerinde konuşma dilini kullanmış, sıra¬dan insanları ve onların ilgi çekmeyen davranışlarını iyimser bir bakış açısıyla anlatmıştır.

— Kahramanları her an karşımıza çıkabilecek canlı tiplerdir.

— "Ayaşlı ve Kiracıları, Otlakçı, Mendil Altında, Hava Parası, Temiz Sevgiler, Ev Ona Yakıştı" bilinen eserleridir.

 

Falih Rıfkı Atay (1894 -1971):

— Gezi yazılarıyla ün yapmıştır.

— Türkiye’nin Batılılaşmasına ve Atatürk inkılaplarının yayılıp korunmasına çalışmıştır.

— Canlı, sağlam, kısa cümle yapısına dayalı bir anlatımı vardır.

— Türkçeyi mükemmel kullanan bir sanatçıdır.

— "Çankaya, Zeytindağı, Babamız Atatürk, Deniz Aşırı, Bizim Akdeniz, Hint, Taymis Kıyıları, Tuna Kıyıları" bilinen eserlerindendir.

 

Sait Faik Abasıyanık (1906 -1954)

— Bir İstanbul öykücüsüdür. "Her şey sevgiyle başlar." diyen öykücü insanlara, doğaya, her şeye sevgiyle yaklaşmıştır.

— Balıkçılar, kahveciler, kenar semt sakinleri, işçiler… hikâyelerinin kahramanlarıdır.

— "Çehov" tarzı öyküleriyle tanınan sanatçı, en basit bir konuyu bile öyküleştirebilir.

— "Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Havuzbaşı, Son Kuşlar" bilinen öykülerindendir.

 

ÖRNEK – 7:

Acemice yazıldığını düşündüğümüz, başı sonu ol¬mayan öyküleriyle okurların belleğinde yer etmiş¬tir. Öyküleri biçim, teknik, dil ve anlatım özellikleri bakımından "olay öykücülüğü"nden ayrılır. "Olay öykücülüğü"nü yaygınlaştırmaya çalışan… etkilenmekle birlikte, kendi çizgisini geliştiren, yeni bir öykücülük akımının öncüsü olan ……., Cumhuriyet Döneminde klasik öykü tekniğini yıkmıştır. Böylece Türk öykücülüğünde bir devrim gerçekleştirmiştir.

Bu parçada boş bırakılan yerlere, verilen bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Gustave Flaubert’ten – Ömer Seyfettin

B) Anton Çehov’dan – Sabahattin Ali

C) Franz Kafka’dan – Memduh Şevket Esendal

D) Guy De Maupassant’tan – Sait Faik Abasıyanık

E) Alphonse Daudet’ten – Haldun Taner

ÇÖZÜM;

Olay öykücülüğünü yaygınlaştırmaya çalışan "Guy De Maupassant", Türk öykücülüğünde bir devrim yaratan sanatçı ise "Sait Faik Abasıyanık"tır.

Doğru cevap (D) seçeneğidir.

 

Peyami Safa (1899 – 1961)

— Psikolojik romanlarıyla ünlüdür.

— Hayatını kalemiyle kazanmış bir sanatçıdır.

— Geçim kaygısıyla yazdığı eserlerde "Server Bedi" takma adını kullanmıştır.

— Romanlarında psikolojik çözümlemelere önem vermiştir.

— Doğu ve Batı uygarlığını sentezlemeye çalışmış, eserlerinde kültür çatışmalarını işlemiş¬tir.

— "9. Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar, Şimşek, Fatih Harbiye, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Canan, Yalnızız" önemli eserleridir.

 

Halikarnas Balıkçısı (1886 – 1973) (Cevat Şakir Kabaağaçlı)

— Hikâye ve romancılığımızda "deniz çığırı"nı açan bir yazardır.

— Eserlerinde denizi, deniz insanlarını, Bodrum’u ve Ege’nin efsanelerini anlatmıştır.

— Eski Anadolu ve Yunan uygarlıklarını, mitolojiyi çok iyi bilir.

— Bir hikâyesinde halkı savaş aleyhine kışkırttı¬ğı için Bodrum’a (Halikarnas) sürülmüştür.

— "Ege Kıyıları, Merhaba Akdeniz, Ege’nin Di¬bi, Gülen Ada, Yaşasın Deniz, Mavi Sürgün, Agonta Burina Burinata" önemli eserleridir.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901 -1962)

— Şiir, roman, öykü, makale, biyografi, edebiyat tarihi alanında eser vermiştir.

— Kendine has bir şiir dünyası vardır, şiirlerinde bilinçaltı öne çıkar.

— "Zaman, rüya, hayal" kavramlarına geniş yer vermiştir.

— Yahya Kemal ve Fransız sembolistlerinin etkisinde kalmıştır.

— "Beş Şehir, Huzur, Abdullah Efendinin Rüyaları, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Edebiyat Üzerine Makaleler, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi" önemli eserleridir.

 

Ahmet Kutsi Tecer (1901 – 1967)

— Faruk Nafiz’in açtığı "memleketçi şiir" yolunda yürümüş, şiire yeni bir söyleyiş güzelliği getirmiştir.

— Folklordan, Halk edebiyatından, eski efsanelerden ve günlük yaşamdan geniş ölçüde yararlanmıştır.

— "Âşık VeyseP’i keşfeden kişi olarak bilinir.

— "Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı" önemli eserleridir.

 

Necip Fazıl Kısakürek (1905 -1983)

— Edebiyatın her dalında eser verse de asıl ününü şiirlerinde gösterir.

— İlk şiirlerinde Halk şiirinden yararlanan sanatçı daha sonra mistik bir anlayışa kaymıştır.

— Şiirlerinde insanın evrendeki yerini araştırmış, madde ve ruh problemlerini, iç alemin gizli duygu ve tutkularını işlemiştir.

— Tiyatrolarında sosyal sorunları ve insanımızın manevi bunalımlarını işlemiştir.

— "Kaldırımlar, Örümcek Ağı, Reis Bey, Bir Adam Yaratmak, Çöle inen Nar, Yılanlı Kuyudan, Babıali" önemli eserleridir.

 

Nurullah Ataç (1898 – 1957)

— Dönemin en önemli deneme ve eleştiri yazarıdır.

— Bir devrik cümle ustasıdır.

— Türkçenin özleşmesi, yeni şair ve yazarların sanat dünyasına tanıtılması konusunda öncülük etmiştir.

— Dildeki bütün yabancı sözcüklerin atılması taraftarıdır.

— "Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Günce, Okuruma Mektuplar" bilinen eserleridir.

 

Cahit Sıtkı Tarancı (1910 – 1956)

— Hece ölçüsüne yeni bir ses getirmiş, biçimi ve kafiyeyi benimsemiş, "ölüm" konusunu sıkça işlemiş bir şairdir.

— "Otuz Beş Yaş" şiiriyle ün kazanmıştır.

— Şiirde romantizm ve sembolizmin etkisindedir.

— "Ömründe Sükut, Düşten Güzel, Sonrası" bilinen eserleridir.

 

Orhan Veli Kanık (1914 – 1950)

— Geleneksel şiir anlayışına karşı çıkmış, eski şiirle bağlarını koparmıştır.

— Şiirde söz sanatlarına, ölçü ve uyağa karşıdır.

— Türk şiirini kalıplaşmış sözlerden kurtarmıştır.

— Birçok alanda eser yazan sanatçı, "La Fontaine’nin Masallarını ve "Nasrettin Hoca’nın Fırkalarını nazma çevirmişti

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir