Anasayfa / Edebiyat / ARİF NİHAT ASYA’NIN NESİRLERİ (Recai KAPUSUZOĞLU)

ARİF NİHAT ASYA’NIN NESİRLERİ (Recai KAPUSUZOĞLU)

ARİF NİHAT ASYA’NIN NESİRLERİ (Recai KAPUSUZOĞLU)

Edebiyatla uzaktan ilgisi olanların sadece bir şair olarak tanıdığı Arif Nihat aynı zamanda Türk artistik neslinin en başarılı örneklerini vermiş bir nesir ustamızdır. Asya, mensur şiir, vecize, fıkra ve deneme gibi nesir türlerindeki yazılarını: Ayetler, Yastığımın Rüyası, Kanatlar ve Gagalar, Enikli Kapı, Top Sesleri, Terazi Kendini Tartamaz, Tehdit Mektupları ve Onlar Bu Dilden Anlar isimli kitaplarında toplamıştır.

Mensur şiir, manzum şiirden elbette ki güçtür. Nazımda kafiyelerin ahenginden istifade eden sanatçı, mensur şiirde gizli bir ritim sağlamaya mecburdur. Bu güçlük yüzünden bizde hiçbir sanatkar bu tarzda yazmaya cesaret edememiştir. Arif Nihat, kendisine mahsus yazışı ve duyuşu olan orijinal bir sanatçıdır. Çok değişik konuları işleyen nesirlerinde az sözle çok mana ifade etmeye ve her sözünü bir vecize gibi etkileyici ve kalıcı olmasına çalışmıştır. Nesirlerinde güzelliği; kıvrak zekası, kuvvetli muhakeme gücü, ince nükteleri, söz sanatları ve kelime oyunlarıyla sağlar. Şiirlerinde de rastladığımız hicivciliği nesirlerinde daha çok kendini gösterir. Şiirlerinde olduğu gibi nesirlerinde de orijinal bir üslup bulmaya, nükte düşürmeye önem verir. Fikirde derinleşmekten ziyade şairane duygular söylemek; incelikler, zarif benzetmeler, söz sanatları ve tezatların peşinde olmak nesrinin en göze çarpan özellikleridir:

‘Onlar ‘Lütfen’den anlamaz; ulandan anlar.

Onlar çiçekten anlamaz, dikenden anlar…

Güvercinden kelebekten değil; doğandan, kartaldan anlar.

Ve onlar, kanattan anlamaz; gagadan anlar, pençeden anlar.

Onlar, yaydan anlamaz; oktan anlar

Aylarca dil döküp durduk… Onlar, dilden anlamaz, elden anlar’

Nesirleri de bir şiir gibi ahenkli, duru ve akıcıdır. Bunların tekrar tekrar okunmaya, ezberlenmeye değer olanları da vardır. Şiirlerinde bir ahenk unsuru olarak ilave ettiği ses ve kelime tekrarlarından, mensur eserlerinden de faydalanmıştır. Renkli, berrak, şiirli ve nükteli konuşma dilini, mecaz ve teşbihlerin süslediği sanatkarane bir üslupla nesirlerinde kullanmıştır.

Arif Nihat’ın ‘Yastığımın Rüyası’ isimli nesir kitabının yayınlanması üzerine Ahmet Hamdi Tanpınar, kaleme aldığı bir yazısında; ‘’Bu eser, eskiyi gevelemekten yorulan dimağımıza, fantezist bir çeşni getirmektedir. Köklü bir romantizme ve şekle bürünen ruhlara bu kitap, büyük bir ders ve yeniliğe susamış ruhlara da büyük bir ümittir.’ diyerek Asya’nın mensur şiirde gösterdiği başarıya işaret etmektedir.

Şiirlerinde olduğu gibi nesirlerinde de alabildiğine bir konu çeşitliliği vardır. Beşeriden tarihiye, tabiata, mizaha, sanata, polemiğe, siyasete kadar her konu; teşbihler, nükteler arasında yerini bulur. Nesirleri konu bakımından tasnif edilemeyecek kadar geniş bir alana yayılmıştır. Günlük olaylara ve politikaya daha çok fıkralarında dokunmaktadır. Siyasi yazılarında bir parti politikacısı olmaktan uzak, bir dava adamı olarak görülür. Nesirdeki fikirlerin esası geniş çerçeveli bir milliyetçiliktir:

’Kutsal; içi yenip dışı, dışı yenip içi atılacak yemiş değildir.  

Kutsal dudaklar, diller, damaklar ve dişler için değil, yürekler ve vicdanlar içindir.

Kutsal; ne benim neslimin sakızı, ne senin neslinin cikletidir.

Kutsal; artıranın üstünde kalacak mezat malı değildir.

Az düşünüp çok söyleyenin (kutsal koruyucusu), çok düşünüp az söyleyenin (kutsal inkârcısı)sayıldığı bir yerde kutsal, göç hazırlıkları yapıyor demektir.’’                                                                                                                            

1936’da yayınlanan ayetler kitabından beri çok sade, berrak, şiirli ve nükteli bir konuşma dilini seçtiği görülür. Ele aldığı konu ile ilgili hemen her kelimeyi, her terimi ve deyimi özenle kullanmıştır. Nesirlerinden Türk, tarih, sanat ve edebiyatına; İslam dinine, tasavvufa, töre ve efsanelere olan aşırı hayranlığı ve bağlılığı dikkat çeker:

“Kökünü inkâr eden ağaç, kabuğunu beğenmeyen civciv bizdedir.

Dikenleri budanmış kirpi, dişleri sökülmüş kurt, bizdedir.

Şefkat teşkilatı bizde, sürüyle dilenci bizdedir.

Yaşken eğilir diye yaşken kırılan dal bizdedir.

En kuvvetli hafıza bizde, en kuvvetli unutma bizdedir.

Kazanmak bizde, kazanmadığını yemek bizdedir.”

Asya şiirlerinde olduğu gibi nesirlerinde de olaydan kaçınır. Bir olayı kişileri dayanarak anlatan hikâyemsi yazıları pek azdır. Mizacı daha çok değerlendirmeye ve tahlile yöneliktir. Manzum hikâye, manzum piyes gibi türlerde yazmayışı belki bu mizacının tesiriyledir. Arif Nihat’ın öğretici yazılara da ender rastlanır. İnceleme araştırma yazıları da yoktur. Yazar mensur şiir türünde eser vermeye nasıl başladığını şöyle anlatır: “Bu memlekette ne yapılmamıştır diye düşünmeye başladım. Baktım ki nesir şiir, bazı üstadlara rağmen yapılmamış durumdadır. Ayetler adlı kitabım bu kararın neticesidir.”

Bazı kuvvetli örneklerine rağmen vecize edebiyatında da büyük boşluk olduğunu gören Asya, “Kanatlar ve Gagalar” isimli kitabını da bu teşhisin sonucu olarak yazmıştır:

“Büyük gemiler sığ kıyılara yanaşamaz.”

“Diktatörlüğü istibdadı; demokrasiyi müsamahası yıkar.”

“Biz, abdest almayı, okuya okuya okuya değil, abdest alanların eline su dökerek öğrendik.”

“Hâkim bayrağa söven suçluyu bayrak direğiyle dövülmeye mahkûm etti.”

“Asıl suallerin cevaba ihtiyacı yoktur.”

“Benim suya zafer tâkı olarak düşündüğüm şeye, onlar köprü dediler; anlaşamadık.”

Arif Nihat, fıkra türünde niçin yazmaya başladığını da şöyle anlatır: “Bizde fıkranın edebisi yok değil fakat azdır. Bu eksiği gördüm ve kapamaya çalıştım. Fıkralarım biraz alışılandan faklıysa bu, nesir şiirciliğimin fıkracılığıma tesiri diye izah edilebilir.”

 “…  Ben… Dedim.­- Kim oluyorsun… Dediniz.

-Biz… Dedim. –Bizi ağzına alma…  Dediniz.

Sustum.- kim bilir ne fesatlık düşünüyor… Dediniz.

Dua ettim size el açtığımı sandınız.

Abdest almak için kollarımı sıvadım.-Bize meydan okuyor… Dediniz.

Kalemimi açacak oldum.-Bıçak çekiyor..dediniz.

Artık çok oluyorsunuz. Bir adamın tahammülü bundan fazla olmaz(…)”

v   

 “-Şu sayın bayanın herkesten daha açık gezmesi neden?

-(Sayın)ı  (soyun) anlamasından.

-Peki, herkesten daha çok boyanması neden?

(Bayan)ı   (boyan) anlamasından.”

 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir