Anasayfa / Edebiyat / Edebi Sanatlar

Edebi Sanatlar

Telmih

Söz sırasında, herkesçe bilinen bir olayı geçmişteki bir olaya, ünlü bir kişiye, bir inanca işaret etmeye, onu anımsatmaya telmih denir.

 

Çağrışıma dayanan bu sanatta anımsatılan şey uzun uzadıya açıklanmayıp bir iki sözcükle ifade edilir. Telmihte, anlatılan duygu ile işaret edilen olay arasında gizli bir benzetme söz konusudur.

 

ÖRNEKLER

İnsanız, en şerefli mahlukuz

Deyip de pek fazla

Övünmemiz haksız

Atamız elma çaldı cennetten

Biz o hırsızların çocuklarıyız.

 

Şair, "Atamız elma çaldı cennetten" dizesiyle okuyucuya Adem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan olayı anımsatmakta ve telmih sanatına başvurmaktadır.

 

"Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i

Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi."

 

Şair, Çanakkale şehitleri için yazdığı bu dizelerde, düşmanla savaşan Mehmetçikleri Bedir Savaşı’ndaki Hz. Peygamberimizin askerlerine benzetiyor ve bu olayı anlatırken geçmişteki bir olaydan yararlanıyor.

 

"Ey dost senin yoluna

Canım vereyim Mevlâ

Aşkını komayayım  

Od’a  gireyim Mevlâ"

 

Son dizedeki "ateş" anlamına gelen "od" sözcüğü, Hz. İbrahim’in ateşe atılmasına ve ateşin gül bahçesine dönmesine telmih vardır.

 

Gökyüzünde Îsâ ile

Tûr dağında Mûsâ ile

Elindeki âsâ ile

Çağırayım Mevlâm seni"

 

Birinci dizede "Hz.Îsâ’nın göğe çıktığı inancı"na , ikinci dizede "Hz. Mûsâ’nın Tûr-ı Sinâ dağında Allah ile konuşması " olayına ve üçüncü dizede de yine "Hz. Mûsâ’nın yere atınca yılan olan âsâsıyla gösterdiği mucizelere telmih vardır.

 

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz:

1- "Şuh Şirin’ler yüzünden dağ delen Ferhat’lar

       Aslıhan’lardan yanan Âşık Kerem’ler görmüşüz."

 

2- "Sultan Süleyman’a kalmayan dünya

       Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün."

 

3- "Ekmek Leylâ oldu dostlarım / Mecnûn oldum peşi sıra giderim."

 

4- "Vahdetün şarabından / Bir cur’a nûş edeyin

      Enel-Hak çağıruban / Dâra gireyin Mevlâ"

5- "Sabâ Mesîh- dem olub bahârdan bu gece

       Hıtâ’ya benzedi gülşen nigârdan bu gece

 

SABÂ :hafif ve tatlı esen rüzgâr, MESÎH :Îsâ peygamberin lakabı

HITÂ : Çin’in kuzeyinde ceylanları dolayısıyla mis gibi kokan ülke

(Misk.ceylanların göbeğinden çıkarılan güzel bir kokudur.)

GÜLŞEN :gül bahçesi

 

Teşbih (Benzetme) : Anlatımı güçlendirmek amacıyla, aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan, ortak nitelik yönünden güçlü olandan zayıf olana aktarma yapılmasıdır.

 

Benzetmenin dört öğesi vardır:

1.Benzeyen ( B ) : Özellikçe zayıf olan

2.Kendisine Benzetilen ( KB ) : Özellikçe güçlü olan

3.Benzetme Yönü ( BY ) : Aktarılan özellik

4.Benzetme Edatı ( BE ) : gibi, kadar, sanki, güya, misal, andırmak

 

Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir. Benzetme yönü ve benzetme edatı yardımcı öğelerdir. Yardımcı öğeler kullanılmadan da benzetme gerçekleştirilebilir.

 

Bir benzetmede bu dört öğe her zaman bir arada bulunmayabilir. Benzetme, kullanılan öğeler bakımından çeşitlere ayrılır:

 

1.Ayrıntılı (Tam) teşbih: Dört öğesi de bulunan benzetmedir.

 

ÖRNEK

 

"Ah bu türküler, köy türküleri

Ana sütü gibi candan

Ana sütü gibi temiz. "

 

Benzeyen:  Köy türküleri

Kendisine benzetilen:  Ana sütü

Benzetme yönü: temiz ve candan olması

Benzetme edatı: gibi

 

2.Kısaltılmış teşbih: Benzetme yönü bulunmayan benzetmedir.

ÖRNEK "Kutu gibi bir dairede oturuyor.

 

3.Pekiştirilmiş teşbih: Benzetme edatı bulunmayan benzetmedir.

ÖRNEK

 

 "Bir siyah kadındır kaldırımlarda gece "

 

"Yollar köyleri saran eskimiş çerçeveler "

 

4.Yalın teşbih (teşbih-i beliğ): Benzeyen ve kendisine benzetilenle yapılan benzetmedir.

 

ÖRNEK

 

 " Gül tenli sevdiğim "

 

" Selviler içinde bir alevdir Emir Sultan "

 

"Unutmakta haklısın kömür gözlüm/Haklısın Bu sözüm sana sitemdir"

 

UYARI!

Tam teşbihte mecaz yoktur. Çünkü bütün sözcükler gerçek anlamlarını korumaktadır. Benzetme kısaldıkça anlatım güçlenmekte, mecaz havası oluşmaktadır. Mecaz, pekiştirilmiş benzetmede başlar,teşbih-i beliğde iyice güçlenir.

 

Aşağıdaki örnekleri bu açıdan inceleyiniz.

 

"Annem melek gibi temiz ruhlu bir insandı." (tam teşbih, mecaz yok)

"Annem iyilikte, bir melekti." (Pekiştirilmiş benzetme, mecaz var;  çünkü "anne" aslında melek değildir;"melekti" sözcüğü mecazdır.)

"Melek annem, cennete doğru yola çıktı." ("Melek annem" sözü teşbih-i beliğdir. Mecaz iyice güçlenmiştir. Özellikle "melek" sözünde yoğun bir mecaz anlam vardır.)

 

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

1."Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıl ışıldır."

2."Bütün gece vagondan vagona un çuvalları taşımış hamallar gibiyiz."

3."Büyük sahra denen bu kum denizinde daha günlerce hamallık edeceğiz."

 

UYARI !

Benzetmelerde "benzemek, andırmak, dönmek" gibi fiiller ve bunlardan türetilmiş fiilimsiler edat yerinde kullanılabilir.

 

"Saçların tarumar, gözlerinde nem/Ateşe benzerdin, küle dönmüşsün."

"Tepegöz gök gürültüsünü andıran bir sesle kükredi."

4."Erciş sapağında, Van Gölü mavi bir çarşaf gibi önüme serildi."

5."Beş altı araba, gelin alayı gibi sıralandı."

6."Fırtınada bir deniz feneri kadar yalnızdım."

7."Rujlu dudakları açık bir yarayı andırıyordu."

8."Köpek leşi gibi uyuyor şehir."

9."Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü"

10."İyi sözler söylenmiş bir kadın gibi güzelleşiyor dünya."

11."Sürüklenen bir kış ölüsüdür zaman."

12."Biliyorum / Şiir bir pencere kuşudur."

13."İnsan bir ormandır derdim sana hep."

14."Bir bakışı vardı Esma’nın / Kavak yelleri gibi pırıl pırıl."

15."Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım."

16."Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik."

17. "Durmuş bir saat gibiydi durup geçmeyen zaman."

18. "Şiir bir cennet bahçesi / Girmeyene anlatılmaz."

19. "Gözlerimiz kurşun, elimiz bıçak/Severek öldürdük güzellikleri."

20. "Garibanlar yolunuyor kaz gibi/Hangi kuşun neresini yazayım."

21. "Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi."

22. "Acep beni anar m’ola / O kaşları keman şimdi."

23. "Ve çobanlar gibi dallar yaktık."

24. "Kul Mustafa karakolda gezerken /Gülle kurşun yağmur gibi yağarken."

25. "Yıldız gibi doğdukça güzel her akşam."

26. "Gözleri çıkarılmış bir âmâ gibi evler."

27. "Ben kendi varlığı içinde taşan / Uçsuz bucaksız bir denizim."

 

Temel öğelerden (benzeyen, kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan benzetmeye istiare denir.

 

İstiare:

Bir sözün benzetme amacıyla, başka bir söz yerine kullanılması olarak da tanımlanabilir.

 

"Yuvayı yapan dişi kuştur."

Bir atasözü olan bu cümlede,"kadın", "dişi kuş"a benzetilmiş,  ancak benzeyen (kadın) kullanılmamıştır. Bu bir istiaredir.

 

İstiareler ikiye ayrılır:

Açık İstiare: Sadece kendisine benzetilen kullanılır.

Kapalı İstiare: Sadece benzeyen kullanılır.

 

ÖRN. "Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?"

Şakaklardaki beyazlık kar’a benzetilmiş. Ancak benzeyen kullanılmamış. Bu, açık istiare örneğidir.

ÖRN. "Çatma kurban olayın çehreni ey nazlı hilâl!"

Şair, bayrağı kaşlarını çatmış bir insana benzetiyor; ancak "insan" (kendisine benzetilen) dizede açıkça geçmiyor. Sadece benzeyen öğesi kullanılmış. Bu, kapalı istiare örneğidir.

 

NOT: Kapalı istiarelerde yalnız Benzeyenin (özellikte zayıf olanın) kullanıldığını biliyoruz. Bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilenin özelliklerinden (benzerlik yönünden) bazıları da ipucu olarak kullanılır.

ÖRN. "Çocuklar okula doğru adeta uçuyorlardı."

Çocuklar "kuş"a benzetilmiş,"kuş" değil uçmak eylemi kullanılmıştır.

ÖRN. "Gözlerinden uyku akıyordu."

"Uyku" akıcı bir maddeye (mesela suya) benzetilmiştir."Akıyordu" eylemi ipucu olarak kullanılmıştır.

 

MECAZ-I MÜRSEL (AD AKTARMASI/DÜZ DEĞİŞMECE)

 

Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, başka bazı ilgilerle, bir sözün başka bir söz yerinde kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır.

 

İç -dış ilgisi

* "Anne, çamaşır kazanı kaynadı, gel!"

* "Üstünü çıkarıp yatağa uzandı."

* "Ne zamandır evde tencere kaynamıyor."

* "Bu depoyla Düzce’ye kadar gideriz."

* "Şofben yanıyordu."

 

Parça – bütün ilgisi

* "O zamanlar bu gazetede usta kalemler vardı."

* "Üniversitedeki kürsüsünde yıllarca çalıştı."

* "Motor gece karanlığında yükünü Bartın’a boşalttı."

* "Bu sahalarda nice altın ayaklar top koşturdu."

 

Neden – sonuç ilgisi

* "Hay mübarek! Bereket yağıyor bereket!"

* "Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz."

 

Sanatçı – eser ilgisi

* "Davetlilere piyanosuyla önce Çaykovski, sonra Mozart çaldı."

* "Şimdi de biraz Yûnus Emre okuyalım mı?"

* "Pikapta Münir Nurettin dönüyordu."

 

Yer, yön, bölge, çağ – insan ilgisi

* "Eve haber verip geleyim."

* "Batı ve Doğu, inanç ve felsefe yönünden hem birbirini etkilemiş hem birbirine uzak durmuştur."

* "Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır."

* "Ankara bu notaya cevap vermekte gecikmedi."

* "Adresi bir de şu büfeye sorsak mı?"

* "Sizin işinizi şu masa halleder beyefendi."

 

Soyut – somut ilgisi

* "Türklük yüreğini dağlasın gayrı/Cihan da bizimle ağlasın gayrı."

Somut bir varlık olan "Türk insanı, Türk milleti " yerinde, soyut olan "Türklük" kullanıldı.

* "Gençlik; kafası ve yüreğiyle toplumun güvencesidir."

"Gençler" yerine soyut olan "gençlik";"düşünce" yerine somut olan kafa;"cesaret, duygu" kavramları yerine somut olan "yürek" kullanıldı.

 

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

1. "Ön sokakta yer yok, arabayı arkaya bırakınız."

2. "Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı."

3. "Sen bu otobüsle git, ben Bartın’a bineceğim."

4. "Koştu yokuş aşağı, rengi atmış bir şapka."

5. "Depremden sonra Düzce geceyi sokakta geçirdi."

6. "Marmara’da her yelken / Uçar gibi neşeli."

7. "Tiyatroda oynamam konusunda bü

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir