CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ (1923–1940)
Aruz ölçüsü bırakılmıştır. Serbest ölçü ve hece ölçüsü kullanılmıştır.
Dilde sadeleşme hareketi başarıya ulaşmış ve İstanbul Türkçesi esas alınmaya başlanmıştır.
Edebiyatımız İstanbul aydınlarının tekelinden kurtulmaya başlanmıştır. Anadolu’dan aydın yetişmeye başlamıştır.
Romanda ve hikâyede halk gerçekleri tamamen yerleşmiştir.
Uluslar arası düzeyde sanatçı yetişmiştir.
Tiyatro ve deneme alanında büyük gelişmeler gösterilmiştir.
Bu dönemden itibaren farklı edebi topluluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.
BEŞ HECECİLER
Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.
Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.
Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardır.
Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.
Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.
Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.
Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.
Beş hececiler şu sanatçılardan oluşmuştur:
Faruk Nafiz Çamlıbel,
Yusuf Ziya Ortaç,
Enis Behiç Koryürek,
Halit Fahri Ozansoy,
Orhan Seyfi Orhon
YEDİ MEŞALECİLER
1928’de kurulmuştur.
Heceyi geliştirmek amacıyla ortaya çıkmıştır.
“Canlılık, samimiyet ve daima yenilik” sloganıyla hareket etmişlerdir.
Varlaine, Mallerma gibi Fransız şairleri örnek almışlardır.
Anadolu’yu yurtseverlik anlayışıyla anlatmayı düşünmüşlerdir; ancak pek başarılı olamamışlardır.
Bunlar: Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray.
GARİPÇİLER ( I. YENİCİLER )
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının belki de bütün Türk edebiyatının en farklı gurubu olarak edebiyat tarihinde yer almışlardır.
1940 yılına kadar gelen bütün şiir anlayışına karşı çıkan Orhan Veli, Oktay Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday ortaklaşa “Garip” dergisini çıkarıp bu akımı başlatmışlardır.
Şiirde ölçü ve kafiye gereksizdir.
Şiir fikirleri aşılamak işin kullanılmamalı.
Şiirde anlam düz verilmeli.
Her konu şiire girebilmeli
Her insan şiirin konusu olabilmeli.
Şiirde söz ustalığı, laf cambazlığına gerek yoktur.
Şiirde önemli olan bütün güzelliğidir.
MAVİCİLER
Atilla İlhan’ın 1955–1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “MAVİ” nin etrafında toplanan Orhan Duru, Ferit Edgü gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur.
Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.
Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır
İKİNCİ YENİCİLER
1950’lerde “Garip” akımına tepki olarak çıkmıştır.
Şiirin düşürüldüğü basitliğe son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır.
Cemal Süreyya, İlhan Berk, Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Ülkü Tamer, Sezai Karakoç bu akımın öncüleridir.
Sözcüklerin anlamı değil söylenişi önemlidir.
Her şey insanla başlar insanla biter.
Şiirin kendine göre bir dili olmalı.
Şiir diğer edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalı.
Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır.
CUMHURİYET DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI
AHMET HAMDİ TANPINAR (1901-1962)
Hece ölçüsünü şiirimize en iyi uygulayan şairimizdir.
Şiir dilimize yeni bir ses getirmiştir.
Kendine özgü bir söyleyiş geliştirmiştir.
Hikâye ve romanlarında şiirsel bir dil kullanmıştır. Psikolojik derinlik, bilinçaltına inen bir duyarlılık göstermiştir.
Vatan sevgisi, geçmişe hasret gibi temalar işlenmiştir.
Eserleri: Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Abdullah Efendi’nin Rüyası, Beş Şehir, Mahur Beste, 19.Asır Türk Edebiyatı, Yaşadığım Gibi.
SAİT FAİK ABASIYANIK (1906-1954)
Türk hikâyeciliğinin temel taşlarındandır.
Çehov tarzı hikâyeciliğinin en usta temsilcisidir.
Günlük konuşma dilini, argoyu, halk söyleyişini hikâyelerinde işlemiştir.
Çoğunlukla sıradan insanların hayatlarını eserlerinde işlemiştir.
Eserleri Sarnıç, Semaver, Şahmerdan, Mahalle Kahvesi, Son Kuşlar, Kayıp Aranıyor, Âlem Dağında Var Bir Yılan, Havada Bulut, yaşamak Hırsı, Şimdi Sevişme Vakti…
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898-1973)
Beş hececilerdendir.
Şiirleri aşk, memleket güzelliği, vatan sevgisi üzerine kuruludur.
Anadolu’yu şiirlerinde en iyi işleyen şairlerimizdendir.
Anadolu’yu işlenmemiş bir sanat olarak kabul edip ona yönelmiştir. Bu yönü diğer sanatçılarımıza örnek olmuştur.
Anadolu’yu en güzel işleyen şiiri “Han Duvarları”dır.
Eserleri: Gönülden Gönüle, Şarkın Sultanları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Bir Ömür Böyle Geçti, Elimle Seçtiklerim, Tatlı Sert, Akıncı Türküleri, Han Duvarları, İlk Göz Ağrısı…
ZİYA OSMAN SABA(1910–1957)
Şiirlerinde çocukluk özlemi, anılara düşkünlük, ev ve aile sevgisi, yoksul yaşamlara karşı utanç ve acıma, Allah’a kulluk, kadere boyun eğme, küçük mutluluklara yetinme ve ölüm gibi konuları işlemiştir.
Hece ölçüsünü kullanmakla birlikte 1940’tan sonra serbest şiir yazmaya başladı
Şiir kitapları: Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak;
Mesut İnsan Fotoğrafhanesi ise öyküsüdür.
ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)
Edebiyatımızın en serbest şairidir.
Mecazlı söyleyişi, kapalı anlatımı, benzetmeleri şiirimizden atan kişidir.
Eski şiirimiz ile yeni şiirimizi tamamen birbirinden ayırmıştır.
Şiirlerinde gündelik konuşmayı, sıradan insanların hayat koşullarını, yaşama biçimlerini kullandı.
Garip akımının kurucusudur.
Eserleri: Garip, Vazgeçemediğim, La Fontaine’den Seçmeler, Karşı, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, Destan Gibisi…
OKTAY RIFAT HOROZCU(1914–1988)
Garip akımının temsilcilerindendir.
Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.
Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.
Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak
MELİH CEVDET ANDAY(1915)
Garip akımının temsilcilerindendir.
Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.
Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.
Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.
Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana.
Denemeleri: Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler
Tiyatroları: Komedya, İçerdekiler, Gizli Emi




