Anasayfa / Edebiyat / Cumhuriyet Döneminin Önemli Şair ve yazarları

Cumhuriyet Döneminin Önemli Şair ve yazarları

9 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle edebiyatta da yeni bir dönem başlamış olur.

Cumhuriyet döneminde her şeyden önce halk diliyle edebiyat dili arasında bir yakınlaşma olur. Eserlerde halk diline, mahalli söyleyişlere yer verilir. Şiirlerde kullanılan Türkçe inanılmaz ölçüde sadedir. Kısacası bu dönemde dilde sadeleşme hareketi amacına ulaşmıştır.

Şiirde aruz ölçüsü tümüyle terk edilmiş, hece ölçüsü yerleşmiştir.

Halk şiiri geleneği, Cumhuriyet dönemi şiiri için en önemli kaynak olmuştur. Şiirlerde hamasi (cesurca) söyleyişler dikkati çeker. Nutuk havası taşıyan didaktik şiirler de yazılmıştır. "Gurbet" konusu şiirde sık işlenen temalardan biri olmuştur. Ulus sevgisi, yurdu tanıtma ve yüceltme coşkusu şiirlerde önemli bir yer tutar.

Anadolu’yu ve Anadolu insanını anlatan şiirler yazılır.

Hececilerin izinden giden Kemalettin Kamu, Ahmet Kutsi Tecer, Behçet Kemal Çağlar, Ömer Bedrettin Uşaklı gibi şairler duygusal bir anlatımla, coşkulu biçimde Anadolu’yu anlatmış, övmüşlerdir. Bu dönemde "Anadolu’ya yönelme" ortak bir ülkü durumundadır. Ancak şairlerin çoğu Anadolu’ya dıştan bakmıştır. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Nazım Hikmet, Cahit Külebi gibi bazı şairler ise Anadolu’yu daha gerçekçi bir bakış açısıyla işlemişlerdir.

Cumhuriyet döneminde roman ve hikâye, gözlemci ve| gerçekçi bir anlatıma dayanır. Roman ve hikâye, insanlarımızın gerçeklerine eğilir. Toplum sorunları gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılır. Konular, ülkenin somut koşullarından çıkarılır. Konuların işlenişinde de nesnel bir anlatım söz konusudur.

Roman ve hikâyelerde olayların geçtiği çevre genişlemiştir. Toplumun her kesiminden yazarlar çıkmış, edebiyatımız konu, üslup ve dil bakımından yeni boyutlar kazanmıştır.

Roman ve hikâyenin içeriği toplumsal ve siyasal bir nitelik kazanmıştır. Romanlarda Atatürk devrimleriyle amaçlanan çağdaş yaşam işlenmiştir. Yer yer tezli, güdümlü romanlar da yazılmıştır.

Kurtuluş Savaşı Cumhuriyet dönemi roman ve hikâyesinde] önemli bir yer tutar. Savaş öncesi durum, savaş yılları, savaşa katılanların durumu birçok esere konu olmuştur.

Halide Edip Adıvar (Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye) Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Yaban, Sodom ve Gomore.l Ankara), Ahmet Hamdi Tanpınar (Sahnenin Dışındakiler).Tarık Buğra (Küçük Ağa), Kemal Tahir (Yorgun Savaşçı) Samim Kocagöz (Kalpaklılar) Kurtuluş Savaşı dönemini işleyen yazarlar arasındadır.

Bazı romanlarda köy gerçeği üzerinde durulur; köy ve köylünün sorunları yansıtılır.

Cumhuriyet döneminde tiyatro ve deneme türünde önemli gelişmeler olmuştur. Tiyatrolarda milli konular işlenmiştir.

Cumhuriyet dönemi yazarları roman ve hikâyenin dışında makale, fıkra, deneme, eleştiri, anı ve gezi yazısı türlerinde] önemli eserler yazmışlardır.

Cumhuriyet dönemi şair ve yazarları olarak Cahit Sıtkı] Tarancı, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Muhip Dıranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Memduh Şevket Esendal, Abdülhak Şinasi Hisar, Falih Rıfkı Atay, Peyami Safa gibi isimler sayılabilir.

 

YEDİ MEŞALECİLER

Yedi Meşaleciler, Beş Hececiler’e tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Beş Hececiler’in şiirlerini sığ olmakla suçluyorlardı.

Yedi Meşale adıyla ortaklaşa bir kitap çıkarıp bu kitabın] önsözünde şiirle ilgili görüşlerini açıkladılar.

1928 yılında ortaya çıkan bu topluluğu oluşturan yedi sanatçıdan yalnız Kenan Hulisi yazardı, ötekiler şiirle ilgileniyordu: Muammer Lütfü, Cevdet Kudret Solok Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba, Vasfi Mahir Kocatürk.

Edebiyat dünyasında bir tıkanıklık olduğundan yakınıyor, kendilerini sanat aşkıyla çalışan gençler olarak nitelendiriyorlardı, ilkelerini "samimilik, canlılık ve devamlı yenilik" olarak açıkladılar. Türk şiirine yeni ufuklar açmayı hedeflediklerini ifade ettiler. Fransız edebiyatını örnek alıp izleyeceklerini söylediler.

Yedi Meşaleciler hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremeden kısa sürede dağıldılar, eleştirdikleri Beş Hececiler’in devamı olmaktan öteye gidemediler. Sanatçılar bağımsız birer isim olarak çalışmalarını sürdürdüler.

Sabri Esat Siyavuşgil çevirileri ve denemeleri ile edebiyatla olan ilişkisini sürdürdü. Psikoloji profesörü olarak bilimsel çalışmalar yaptı.

Yaşar Nabi şiirlerini iki kitapta topladı. Edebiyatın başka türlerinde de eserler veren Yaşar Nabi, çıkardığı Varlık dergisini ömrü boyunca yaşattı. Varlık, Türk edebiyatının gelişim sürecinde çok önemli bir dergi olmuştur.

Vasfi Mahir şiirlerini dört kitapta topladı; edebiyat tarihi ile ilgili çalışmaları önemlidir.

Cevdet Kudret şiirin dışında roman, tiyatro türlerinde de eserler yazdı. Edebiyat tarihi ile ilgili önemli araştırmaları vardır.

Muammer Lütfü topluluğun dağılmasından sonra edebiyat dünyasından uzaklaşmıştır.

Ziya Osman Saba bu topluluğun şiire en sadık ismi olmuştur. Ziya Osman özellikle ev içi şiirleri yazdı. Şiirlerinde aile mutluluğu, çocukluk özlemi, kadere boyun eğiş, ölüm gibi temaları işlemiştir. Dostluklara önem veren bir insandı. Bütün insanların mutluluk içinde yaşamasını dileyen ve herkesi kucaklamak isteyen sevgi dolu bir şairdir. Şiirlerinde akıcı ve yalın bir dil kullanmıştır.

Ziya Osman’ın şiir ve hikâye türlerinde eserleri vardır.

Şiir kitapları: Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak

Hikâyeleri: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Değişen İstanbul

 

CUMHURİYET DÖNEMİ SANATÇILARI

AHMET HAMDİ TANPINAR  (1901-1962)

Tanpınar, çok yönlü bir insan ve sanatçıdır. Üniversitede profesördür, milletvekilliği yapmıştır. Anadolu’nun değişik yörelerinde öğretmenlik yapmıştır.

Tanpınar bir sanatçı olarak şiir, roman, hikâye, deneme, makale, edebiyat tarihi türlerinde eserler vermiştir. Asıl önemli yanı şairliğidir.

İlk şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmış, sonra serbest şiire geçmiştir. Fransız şiirini tanımış, sembolistlerden etkilenmiştir. Şiirlerini yazarken çok titiz davranır; bu nedenle az sayıda şiiri vardır. Rüya, zaman, bilinçaltı onun şiirlerindeki önemli kavramlardır. Şiirlerinde "ahenk"e önem verir.

O eserlerinde eski ile yeni, Doğu ile Batı arasında bir sentez oluşturmaya çalışır. Zaman kavramı üzerinde çok durur. Tarihi konulardan uzak durmaya çalışmıştır; ancak geçmişle bugünü birlikte anlamaya yönelik bir şiir olan "Bursa’da Zaman" onun en önemli şiiri olmuştur.

Şiirleri, okuru hemen sarıverir. Yalın dille yazdığı, kendine özgü sıfatlarla süslediği renkli şiirleri vardır.

Yazarın roman ve hikâye türündeki yapıtları da önemlidir. Romanlarında "zaman" ve "geçmişe özlem" temalarını işler. Dış dünyayla uyum sağlayamayan kişilere ve onların sorunlarına yer verir. Bilinçaltındaki duygular, anılar önemli yer tutar.

Türk edebiyatının en başarılı romanlarından biri sayılan Huzur’da; Mümtaz, Nuran, ihsan ve Suat olmak üzere dört temel karakter vardır. Şair ve üniversitede asistan olan Mümtaz romanın baş kişisidir. Romanda ana olay Nuran ve Nuran’ı seven Mümtaz ile Suat arasında geçer. Daha çok da Mümtaz’ın psikolojisi işlenir. Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler, Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tanpınar’ın diğer romanlarıdır. Romanlarında insanların toplumla uyumsuzluğunu işler, kahramanlarının psikolojik yönleri dikkati çeker.

Yaz Yağmuru ve Abdullah Efendi’nin Rüyaları hikâye kitaplarıdır.

Beş Şehir (deneme), Edebiyat Üzerine Makaleler, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi sanatçının diğer türlerdeki eserleridir.

 

ZEKİ ÖMER DEFNE (1903 -1992)

Hece ölçüsüne bağlı kalmış, ama modern şiire geçmeyi, halk şiiri geleneğini çağdaş şiirle bağdaştırmayı başarmış bir şairdir. Bu bakımdan "Beş Hececiler"in devamı gibidir. Destanlardan, genel anlamda folklordan yararlanarak romantik ve lirik şiirler yazmıştır.

 

Şiirleri: Denizden Çalınmış Ülke, Sessiz Nehir, Kardelenler, Fulyalar.

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR (1908 -1969)

Halk şiirinin biçim özelliklerini kullanarak halka, topluluklara Hitap etmek için yazmış bir şairdir. Atatürk, Cumhuriyet ve yurt sevgisi en çok işlediği temalardır. Epik şiir ve güzelleme örnekleri en çok başvurduğu türlerdir. Bazı şiirlerinde "Ankaralı Âşık Ömer" takma adını kullanır. Tiyatro ve incelemeleri de vardır.

Şiirleri: Erciyes’ten Kopan Çığ, Burada Bir Kalp Çarpıyor, Benden İçeri. Oyunları: Çoban,  Atilla, Deniz Abdal. Diğer eserleri: Dolmabahçe’den Anıtkabir’e Kadar, Kuran-ı Kerim’den İlhamlar, Atatürk Denizinden Damlalar, Battal Gazi Destanı …

 

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI (1904 -1946)

Halk şiiri tarzından yararlanarak hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Bu yönden "Beş Hececilerin devamı gibidir. Anadolu ve doğa güzelliklerini, denizi, tarihi konuları işleyen şiirleriyle dikkat çeker. Şiirleri: Deniz Sarhoşları, Yayla Dumanı, Sarıkız Mermerleri.

 

CAHİT SITKI TARANCI   (1910-1956)

Bir siyasi partinin açtığı şiir yarışmasında "Otuz Beş Yaş Şiiri" adlı şiiri ile birinci olduktan sonra üne kavuşmuştur.

Cahit Sıtkı, şiirde Türkçenin söyleyiş güzelliklerini yansıtan şairdir. Şiirlerinde Baudelaire’in etkisi vardır.

Onun kadar şiiri ciddiye alan çok az şair vardır. Şiirin dışındaki türlerle uğraşmaktan kaçınmış, Türkçenin en güzel dizelerini yazmıştır.

Biçim ve ölçü konusunda sürekli denemeler yapmıştır. Şiirde sözcüklerin dizilişine büyük önem vermiştir. Halk kültüründen gelen öğeleri -başta hece ölçüsü olmak üzere-deyimleri, tekerlemeleri başarıyla şiirlerinde kullanmıştır. Kendine özgü bir şiir oluşturmuştur. Son derece yalın, bir o kadar da ahenkli bir dille şiirini yazmış, konuşma dilini şiire yansıtmıştır.

Cahit Sıtkı’ya göre "insanoğlu dünyanın en zengin madenidir." Şiirlerinde açılarıyla, mutluluklarıyla insanı işlemiştir. Duyguları son derece içten ve temizdir.

Onun şiirindeki başlıca temalar "Ölüm, ölüm korkusu" bunların olmadığı zamanlarda da "yaşama sevinci"dir. Dünyayı ve yaşamı çok sever, ölüm korkusu bu güzel dünyayı bırakmak endişesindendir. "Yalnızlık" şiirlerinde sıkça işlediği bir başka temadır.

Cahit Sıtkı şiirini Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel ve Sonrası adlı kitaplarda toplamıştır.

 

AHMET KUTSİ TECER   (1901-1967)

Şiire Dergâh dergisinde başlamıştır. Halk kültürüne büyük önem vermiştir. Ülkü dergisindeki yazılarıyla ve araştırmalarıyla ulusal kültüre katkı sağlamıştır. Âşık Veysel’i keşfeden Ahmet Kutsi Tecer’dir. Hece ölçüsüne yeni biçimler vererek duygulu şiirler yazdı. Didaktik şiirlerinin yanında çok duygulu, lirik şiirleri de vardır. Şiirlerinin duygusal yönü ağır basar.

Türk halk şiiri geleneğinden yararlanmış, şiirlerinde halk motiflerini de işlemiştir.

Şiirleri, "Şiirler" adlı kitapta toplanmıştır.

Ayrıca oyunları vardır: Köşebaşı, Bir Pazar Günü, Satılık Ev, Koçyiğit Köroğlu

 

KEMÂLETTİN KÂMİ KAMU   (1901-1948)

Okulunu yarıda bırakıp Milli Mücadele’ye bizzat katılmıştır. Mütareke günlerinde şiire başlamışsa da asıl ününü Cumhuriyet döneminde sağlamıştır.

Şiirleri önce Büyük Mecmua’da daha sonra "Dergah, Varlık" ve "Oluş" dergilerinde yayımlanmıştır.

Kemalettin Kamu, şiirde Faruk Nafiz’in izinde yürümüştür. "Gurbet şairi" olarak tanınır. Onun şiirindeki konularını "vatan sevgisi, savaş, aşk, köyünde, siperde ve daima gurbette olan Mehmetçik" oluşturur. Gurbet duygusunu bizzat yaşamış biridir.

Şiirlerinde hece ölçüsünün özellikle on birli kalıbını kullanmıştır. Halk şiiri geleneğinden yararlanmıştır. Sade, akıcı dili ve lirik şiirleri ile "memleket edebiyatının önde gelen şairleri arasındadır. Şiirleri, ölümden sonra bir kitapta toplanmıştır.

 

AHMET MUHİP DIRANAS   (1909-1980)

Fransız şiirinden özellikle Baudelaire’den gelen zevki, Halk şiiri geleneği ile birleştirmiştir. Şiirinde güzellikleri işlemiştir. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin ustalarındandır. Şiirde ölçü ve uyağa önem veren Dıranas, Halk şiiri geleneğinden yararlanmayı bilmiştir. Şiirlerinde biçime, dile, ölçü ve uyağa, ahenge önem vermiştir. Yalın bir dili vardır. Şiirlerinde yurdun güzelliklerini yücelik, kutsallık duygusuyla birleştirerek işlemiştir. Doğa, aşk ve bireysel konuları işlemiştir. Onun şiirlerinde hüzünlü, umutsuz duygular yer alır.

Şiirlerini "Şiirler" adı altında bir kitapta toplamıştır.

"Fahriye Abla, Serenad" gibi çok tanınmış şiirleri vardır.

Oyunları da vardır: Gölgeler, O Böyle İstemezdi, Çıkmaz

 

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Şiire hece ölçüsüyle başlayan şair, daha sonra serbest ölçüye geçmiştir.

"Türkçem, benim ses bayrağım."

diyen şair, şiirlerinde dil üzerinde titizlikle durmuştur.

Dağlarca çok şiir yazan bir şairdir. Onun şiirinde farklı dönemler vardır. İlk şiirlerinde soyut konulara yönelmiştir. Bu şiirlerde "duyarlık" ağır basar; büyük bir hayal gücü ve zengin bir hayal dünyası vardır. Çarpıcı imgeleri ve yoğun bir anlatımı vardır, ikinci dönemde titiz bir Türkçe ve kendine özgü dil yapısı ile dikkat çeker.

Dağlarca bütün akım ve anlayışlarla ilgilenmiş; fakat hiçbir görüş ve akımın etkisinde kalmamıştır. Türk şiirinin en özgün şairlerinden biri olmuştur. Bireyselden toplumsala, ulusaldan evrensele uzanan bir çizgisi olmuştur. Kurtuluş Savaşı dönemini destan boyutunda işlediği şiirleri vardır. Yalnız bu dönemdeki savaşları değil tarihimizdeki önemli savaşları da şiirleştirmiştir. Vatan sevgisi ondaki önemli temalar arasındadır. Hayat ile ölüm arasındaki acı tezatın insanların davranışlarına yansımasını şiirlerinde başarıyla işlemiştir.

"Çocuk ve Allah" adlı şiir kitabıyla ün kazanmıştır.

Onun şiir kitaplarının adları bile şiirlerinin konu haritası hakkında fikir verebilir: Havaya Çizilen Dünya, Taş Devri, Mevlana’da Olmak, Çanakkale Destanı, Hiroşima, Malazgirt Ululaması, Sakarya Kıyıları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Yunus Emre’de Olmak…

 

NECİP FÂZIL KISAKÜREK   (1905-1983)

Şiirine Milli Mücadele yıllarında başlayan Necip Fazıl’ın ilk şiirleri Yeni Mecmua’da çıkmıştır.

Şiir, hikâye, biyografi, anı ve tiyatro türünde eserleri vardır.

Necip Fazıl, Halk şiiri geleneğinden yola çıkmış, hece ölçüsünü kullanmıştır. Batı şiiriyle kendi şiir geleneğimizi birleştirmeye çalışmıştır.

Şiirleri biçim bakımından kusursuzdur. Gerek biçim, gerek içerik açısından özgün şiirleri vardır.

Felsefeye olan ilgisiyle şiirde mistik bir anlayış ve duyuşa yönelmiştir. Onun şiirlerinde sürekli bir arayış içinde olan modern insanın huzursuzlukları, arayışı vardır. Daha sonra dini şiirler yazmaya yönelmiştir.

ilk kitabı "Örümcek Ağı" büyük bir beğeniyle karşılanmıştır. Bu şiirlerde insanın ve eşyanın bilinmeyen içyüzünü hissettiren ıstırabın temsilcisi bir şair olarak kabul edilmiştir.

Necip Fazıl, şiirlerinde insan-evren ilişkisini, madde-ruh tezatını, insanın iç dünyasını, tutkularını işlemiştir. Korku, Şiirleri: Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile, Şiirlerim

Hikâyeleri: Birkaç Hikâye, Birkaç Tahlil

Oyunları: Tohum, Bir Adam Yaratmak, Reis Bey, Para, Yunus Emre…

 

MEMDUH ŞEVKET ESENDAL   (1883-1952)

Türk hikâyeciliğinde Çehov tarzının temsilcisi olan yazar, kişilerin günlük yaşamda dikkat çekmeyen yanlarını anlattığı hikâyeleri ile tanınmıştır.

"Durum hikâyesi"nin (olaysız hikâye) edebiyatımızdaki ilk temsilcisi kabul edilir.

Memduh Şevket, hikâye türüne yalınlık getirmiş, hikâyeyi gereksiz süslemelerden kurtarmıştır. Hikâyelerinde halktan kişilerin yaşantısına ayna tutmuştur.

Son derece güçlü bir gözlem yeteneği vardır. Toplum yaşamındaki aksayan yönlere, insanların sorunlarına, ruhsal durumlarına değinir. O, kendi ifadesiyle "topluma ayna tutan" bir sanatçıdır.

Konulara ve kişilere iyimserlikle yaklaşır. Bütün kişileri sevimlidir. Kahramanlarının yaşayışlarını iyi ve kötü yönlerini okurlara sevdirir.

Çok yalın, temiz bir dili ve güçlü anlatımı vardır. Kendisi, "edebiyatı bilmediği için sade yazdığını" söyler.

Romanları: Ayaşlı ve Kiracıları, Miras, Vassaf Bey

Hikâye kitapları: Otlakçı, Mendil Altında, Hava Parası, Temiz Sevgiler, Veysel Çavuş, Kelepir

 

ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR

Geçmiş özlemiyle dolu roman ve anılarıyla tanınmıştır.

Tanıdığı kişilerden yola çıkarak gözlem ve anılarına dayanan kurgular oluşturur. Çocukluk ve gençlik yıllarından, İstanbul’un en güzel yerlerinde geçen gözlemlediği, belleğine yerleşen anılarından yararlanır.

Okurların ilgisini çeken, okurları yazıya bağlayan çekici bir anlatımı vardır. Süslü, sanatlı, uzun cümleleri vardır,

Eserlerinde kültür, hatıra, tasvir öğeleri ağır basar.

Romanları: Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz

Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları, Geçmiş Zaman Köşkleri, Geçmiş Zaman Fıkraları, İstanbul ve Pierre Loti anı türündeki eserleridir.

 

HALİKARNAS BALIKÇISI   (1886-1973) 

"Halikamas" Bodrum’un antik çağdaki ismidir. Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan yazar, bir yazısı yüzünden üç yıllığına Bodrum’a sürgüne gönderilmiştir. Bir buçuk yıl sonra cezası affedilir; ama o, çok sevdiği Bodrum’dan ayrılmaz, buraya yerleşir.

Halikarnas Balıkçısı deniz hikayeleriyle tanındı. Konularının hemen hepsini Ege ve Akdeniz’in kıyı ve açıklarında geçen denize bağlı olaylardan almıştır. Denize hayranlıkla bağlıdır. Onun hikâyelerinde balıkçılar, sünger avcıları, dalgıçlar, gemiciler yer alır. En küçük ayrıntılarına kadar bildiği denizi ve denizcilikle ilgili terimleri eserlerinde hatta eserlerinin adlarında kullanmıştır.

Şiirsel, akıcı bir üslubu vardır. Anlatımında yer yer aksamalar görülür. Öykü, roman, anı, inceleme, deneme türlerinde yapıtları olan yazarın pek çok çevirisi de vardır.

Öyküleri: Merhaba Akdeniz, Ege’nin Dibi, Ege Kıyılarından, Yaşasın Deniz

Romanları: Aganta Burina Burinata, Ötelerin Çocuğu, Uluç Reis, Turgut Reis, Deniz Gurbetçileri

Mavi Sürgün’de anıları vardır.

 

PEYAMİ SAFA   (1899-1961)

Fıkra, öykü, roman yazarı olarak tanınmıştır. Türkçeyi en iyi kullanan yazarlardandır.

Sanat endişesi taşımadan para kazanmak, geçimini sağlamak için yazdığı eserlerde Server Bedi ismini kullanmıştır. Yüz kırka yakın eseri vardır. "Yirminci Asır" adlı bir gazete de çıkarmıştır. Ansiklopedik bilgilere sahiptir.

Eserlerinde olaya değil, psikolojik tahlillere, ruh çözümlemelerine ağırlık verir. Eserlerindeki kişiler belli bir düşünceyi anlatmaya yönelik olarak seçilmiştir.

Romanları teknik yönden oldukça güçlüdür. Kahramanlarını kültürlerine, yaşam biçimlerine, kişiliklerine uygun biçimde konuşturur. Romanlarında ahlak çöküntüsü, Doğu-Batı çatışması, varlığın sırları gibi konular üzerinde durmuştur.

Kendi hayatının bir bölümünü anlattığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bir otobiyografik romandır.

Hemen her romanında dönemler, anlayışlar, gelenekler, karşılaştırmalar üzerinde durmuştur.

Eserleri arasında Mahşer, Sözde Kızlar, Yalnızız, Fatih-Harbiye, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Canan sayılabilir.

 

FALİH RIFKI ATAY (1894-1971)

Türkçenin düzyazı dili olmasında büyük etkisi olan bir yazardır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir