Batı edebiyatında başlayan, bizim edebiyatımıza da yansıyan akımların başlıcaları (ortaya çıkış sırasıyla) şunlardır: Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm, Parnasizm, Sembolizm, Fütürizm, Dadaizm, Sürrealizm, Egzistansiyalizm…
1. KLASİSİZM (KURALCILIK):
Klasisizm, 17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmıştır. 17. yüzyıl Fransa’sında feodalist bir toplumsal yapı, mutlak krallık yönetimi vardı. Öte yandan edebiyat ve kültür dili gelişmekteydi. Akademinin kuruluşuyla (1634) dilin kuralları iyice belirlenmişti. Aynı dönemde Descartes, Usçuluk (Rasyonalizm) akımını güçlendirmiş; doğrunun ve gerçeğin akılla bulunabileceğini ileri sürmüştü. İşte bu şartlar "kuralcı" bir edebiyatın gelişmesini sağlamıştır.
Klasisizmin Temel Özellikleri:
-Klasik yapıtlarda konular, insan doğasına (yaratılışına) uygundur; insanın iç dünyasına saygı gösterilmiştir.
-Kahramanların davranışları, aklın denetimindedir ve sağduyuya dayanmıştır.
-İşlenen konuların "gerçek" olmasından çok "gerçeğe benzer" olmasına dikkat edilmiştir.
-Biçim, dil ve anlatımda, söyleyişte yetkinliğe ulaşmaya özen gösterilmiştir.
-Yapıtlarda üst tabakanın olgun ve soylu insanları anlatılırken, onların ruh halleri ele alınmış, dış görünüşlerine önem verilmemiştir.
-Klasisizmin kullandığı dil, ince ve süzme bir dildir. Sözcükler kaba ve bayağı değil, seçmedir.
-Klasik yazarlar, eski Yunan – Lâtin edebiyatlarını örnek almış, bu edebiyatların sanatçıları gibi yazmaya çalışmışlardır.
-Yapıtlarda, insan dışındaki her kavram göz ardı edilmiştir.
-Sanatçılar yapıtlarında kendi kişiliklerini gizlemişler, kendi duygu ve sırlarını söylemekten kaçınmışlardır.
Klasisizmin Temsilcileri:
Pierre Corneille………………….Tragedya
Jean Racine……………………..Tragedya
Molière…………………………..Komedya
Madame de
Fenelon…………………………..Roman
Bossuet…………………………..Hitabet
Boileau…………………………..Eleştiri
Türk Edebiyatında Klasisizm :
Edebiyatımızda Divan şiiri, kuralcı dil ve söyleyişiyle klasik edebiyatla benzerlikler gösterir. Tanzimat edebiyatında; Şinasi (
2. ROMANTİZM (DUYGUCULUK)
Romantizm, 18. yüzyılın ikinci yarısında klasisizme tepki olarak doğmuştur. Krallık rejiminin Fransız İhtilali’yle yıkılmasından sonra, bu tarihsel olay; düşünce, sanat ve edebiyat dünyasında da etkili olmuş, romantik akım bu koşullarda ortaya çıkmıştır.
Romantizmin Temel Özellikleri :
-Romantizm; doğa ve yaşamda ne varsa korkusuzca sanata çağırmış, klasisizmin ihmal ettiği doğayı sevgiyle karşılamış; uzak ülkelerin, yerli ve yabancı törelerin tasvirine geniş yer vermiştir.
-Klasisizmde bulunmayan dekor, romantizmde önem kazanmıştır.
-Yunan mitolojisi yerine Hıristiyanlık mucizeleri ve ulusal efsaneler işlenmiş, Yunan ve Latin edebiyatları yerine çağdaş edebiyatlar örnek tutulmuş, konular tarihten ya da günlük olaylardan alınmıştır.
-Romantikler doğada ve yaşamda var olan karşıtlıklardan yararlanmışlar, sanatın gücünü bu karşıtlığa dayandırmışlardır (iyi – kötü, güzel – çirkin…)
-Klasisizmdeki "tip"in yerine romantizmde "karakter" oluşturulmuş, tasvire geniş yer verilmiştir.
-Romantik yapıtlar, klasiklerin akıl ve sağduyusuna karşılık duygu ve hayale yer vermişler, lirik şiir böylece gelişme olanağı bulmuştur.
-Anlatım, klasisizme göre daha ağır ve sanatlı; üslup, özentili ve şairane tasvirlerle süslüdür.
-Dilde sınırlama yoktur; her türlü fikir ve duygu gerekli olan sözcüklerle dile getirilmiştir.
-Taklitçilik yerine "yaratıcılık" önem kazanmıştır.
-Roman kişileri saray ve çevresinden değil, yoksul kesimden seçilmiştir.
Romantizmin Temsilcileri:
Chateaubriand………… roman, deneme, gezi yazısı
Lamartine………………. lirik şiir
Victor Hugo……………..şiir, dram, roman
Alfred de Vigny…………şiir, roman
Alexandre Dumas Pere., roman
Shelly…………………….şiir
Lord Byron……………..şiir
Wolfgang Goethe………roman, şiir
Schiller…………………..şiir, tiyatro
Aleksandr Puşkin………şiir, tiyatro, roman, öykü
Edgar Allen Poe……….. şiir, öykü
Türk Edebiyatında Romantizm:
Romantizm, edebiyatımızda en çok Tanzimat döneminde önce çevirilerle etkili oldu. Bu etki özellikle Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit’in yapıtlarında belirgin biçimde göze çarpar. Edebiyatımızın hemen her döneminde romantizmin etkilerine rastlamak mümkündür.
3. REALİZM (GERÇEKÇİLİK)
19. yüzyılın ikinci yarısında romantizme tepki olarak doğmuştur. Olguculuğun etkisi altında "hayal"i ve "duygu"yu yenme akımıdır. Hayal ve duygu atılınca yapılması gereken; gözlem, araştırma, inceleme gibi bilim yöntemlerine önem vermektir.
Stendhal ve Balzac’da realizmin müjdecisi, hazırlayıcısı sayılır. Bu akım, Gustave Flaubert’in "Madam Bovary" adlı romanının yayımlanmasıyla (1857) Fransa’da ve Avrupa’da yaygınlaşmıştır.
Realizmin Temel Özellikleri:
-Gözleme ve belgelere dayanır.
-Konular gerçek yaşamdan alınır; olaylar, kişiler, çevre, günlük hayatta rastlanan ya da rastlanma olasılığı bulunan olay, kişi ve çevrelerdir.
-Betimlemeye romantiklerden daha çok önem verilir; gözlem ve betimleme olayın içindeki kişilere bağlı kalır.
-Olayların, davranışların, kişilerde bıraktığı izlenimler, duygu ve düşünceler, ruhsal çözümlemeler yapılır.
-Karakter ve töre betimlemelerine önem verilir, bunlar sanat yapmak amacı taşımaz.
-Yazar, romanın dışındadır; kişiliğini gizler, taraf tutmayan bir gözle inceler, anlatır. Bu, bilimsel yöntemin edebiyata uygulanmasının sonucudur.
-"Sanat sanat içindir." ilkesiyle hareket edilen realizmde üslup; açık, sağlam, yapmacıksızdır.
-Realizm, daha çok roman ve hikâyede etkili olmuştur.
Realizmin Temsilcileri:
Henore de Balzac…………………. roman
H. Byle Stendhal…………………… roman
Gustave Flaubert…………………… roman
Guy de Maupassant……….roman, öykü
Andre Gide…………………………. roman
Charles Dickens ………………… roman
G. Bernard Shaw………………….tiyatro
Oscar Wilde…………………………roman
Mark Twain ………………….roman, öykü
Ernest Hemingway ……………….. roman
Jack London ………………….roman, öykü
Maksim Gorki……………………… roman
Dostoyevsky……………………….. roman
Türk Edebiyatında Realizm:
Türk edebiyatında, Tanzimat ikinci dönem yazarlarından Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım ve Recaizade Mahmut Ekrem’in romanlarında realizm başladı. Edebiyat-ı Cedide’de bir amaç durumuna geldi. Bu akımdan etkilenen diğer sanatçılarımız ise Halit Ziya Uşaklıgil, Ömer Seyfettin ve Yakup Kadri’dir.
4. NATÜRALİZM (DOĞALCILIK)
Natüralizm, gözlemle birlikte deneyi de uygulayan edebiyat akımıdır. En önemli bilimsel dayanağı determinizm (gerekircilik) dir. Bilimsel araştırmalarda gerekircilik ve kuşku, sonuca ulaşmak için en önde gelen yöntemlerdir. Determinizm, "Doğada her olayın bir nedeni vardır, aynı nedenler, aynı koşullarda aynı sonucu doğurur." yargısına dayanır. Emile Zola, yapıtlarıyla bu ilkeleri tanıtarak natüralizmi tek başına temsil etmiş, "deneysel roman" geleneğini başlatarak öncü görevi üstlenmiştir.
Natüralizm, realizme tepki değildir; realizmin aşırıya götürülmüş biçimi sayılabilir.
Natüralizmin Temel Özellikleri:
-Su akıma göre, "sosyal çevre"nin insan ruhu üzerindeki etkisi yanında "soya çekim"in de payı vardır.
-Natüralist sanatçılar yapıtlarda kişiliğini gizler, tarafsızdır, sadece olanları gözlemekle gözlediklerini de deneyimlerini yazmakla yükümlüdür; böylece bir tutanak yazıcısı gibidir.
-Natüralizmde kişiler bilim adamı yaklaşımıyla incelendiği için yaşamın çirkin ve iğrenç yanlarının anlatılmasından çekinilmez.
-Yapıtlarda doğal ve toplumsal çevreyle insan betimlemesine geniş yer verilir; yaşam "laboratuvar", insan da "deney aracı" olarak görülür.
-Karakter önemli değildir, her şey soyaçekimle ilgili olduğu için "huy(mizaç)" esas alınır.
-Toplumsal çürümüşlük nedeniyle olaylar kötümserlik havası içinde görülmüştür.
-Yapıtlarda halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır.
Natüralizmin Temsilcileri:
EmileZola………………………. roman
Alphonse Daudet……………….. roman, öykü
Guy de Maupassant……………. öykü
Concourt Kardeşler…………….. roman
Türk Edebiyatında Natüralizm:
Türk edebiyatında natüralizmin ilk etkileri Tanzimat döneminde Nabizade Nazım’da görülür. Natüralist anlayışa çok yaklaşarak yapıt veren bir diğer sanatçımız da Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır. Ancak Hüseyin Rahmi’nin yapıtlarında sosyal eleştiriye yer vermesi onu natüralistlerden ayıran önemli bir noktadır.
5. PARNASİZM
Romantizme tepki olarak doğan parnasizm, şiirde duygusallığa karşı çıkmış, "şiirde gerçekçilik" denebilecek bir anlayışı benimsemiştir.
Parnasizmin Temel Özellikleri:
-Şiirde ozan, kişiliğini gizlemiş; şiir, iç dünyadan dış dünyaya, öznellikten nesnelliğe açılmış; ozan kendi kişisel duyguları ve tutkuları yerine dış dünyadaki gözlemlerini nesnel bir tutumla anlatmıştır.
-Yunan ve Latin kültürüne, mitolojiye yeniden dönülmüştür.
-Tarihin her devrinden uzak ve yabancı ülkelerin kültür ve efsanelerinden yararlanılmıştır, böylece şiire egzotik bir hava verilmiştir.
-Felsefi düşünceler, bilim ve fenle ilgili görüşler işlenmiştir.
-"Sanat için sanat" anlayışı benimsenmiş, şiirde biçim olgunluğuna önem verilmiştir. Nazım tekniği üzerinde titizlikle durulmuştur.
-Ölçü, uyak önem kazanmış ve dış ahenk unsurları üzerinde durularak dilin ustalıkla kullanılması önemsenmiştir.
-Toplumsal sorunlara ilgi gösterilmemiş, şiirin biçimsel güzelliği yeterli sayılmıştır.
Parnasizmin Temsilcileri:
T. Gautier…………………. şiir
T. Banville ………………… şiir
L. de Lisle……………… şiir
J. M. Heredia………………… şiir
F. Coppee ……………şiir
Türk Edebiyatında Parnasizm: Pamasizm, edebiyatımıza Servet-i Fünun döneminde girdi. Bu akımı ilk tanıtan ve temsil eden sanatçımız Cenap Şehabettin’dir. Bu sanatçı, daha sonra sembolist bir çizgiye kaymıştır. Batı parnasizmi ölçüsünde olmamakla birlikte Tevfik Fikret ve Yahya Kemal Beyatlı üzerinde pamasyen şiirin etkileri olmuştur.
6. SEMBOLİZM (SİMGECİLİK)
Realizme ve parnasizme tepki olarak doğan edebiyat akımıdır. Kaynağını, pozitivizm ve determinizme karşı "Dünya bir tasarımdır, bir hayalden ibarettir." yolundaki idealist felsefeden alır. 1885 -1902 yılları arasında geçerliliğini koruyan sembolizm, sözcüklerin musikisi ve sembollerin yardımıyla duyguların en ince ayrıntılarına kadar inmeye çalışan edebi akım özelliği gösterir.
Sembolizmin Temel Özellikleri:
– Gerçeği olduğu gibi anlatmanın olanağı olmadığından şiir gerçeği değil, gerçeğin insan üzerinde bıraktığı etkiyi anlatmaktadır.
– Dış dünyanın insan duyuları üzerindeki etkisi, insanla doğa arasındaki ilişkiler açıkça anlatılmaz; okuyucunun duyularına seslenilerek sezdirilir. Bunun için de semboller kullanılır.
– Telkine önem vermişlerdir. Bunun için de musikiden yararlanılmış; "Şiir, sözle musiki arasında, sözden ziyade musikiye yakın ortalama bir dil" olarak algılanmıştır. Şiirdeki musiki dış musiki değil iç musikidir, uyumdur.
– Anlamda kapalılığa önem vermişlerdir. Bunun için de konularını daha çok, güneş batımları, loşluklar, sessizlikler, ay ışıkları, durgun sular oluşturmuştur.
– Klasik nazım biçimleri yerine müstezat ve serbest nazım türlerini kullanmışlardır.
Sembolist Akımın Temsilcileri:
Beaudelaire………………..şiir
P. Verlaine………………….şiir
A.Rimbaud……………….şiir
S. Mallarme……………….şiir
Valery……………………….şiir
Türk Edebiyatında Sembolizm :Fecr-i Âti ekolüne mensup Ahmet Haşim, bu akımın temsilcisi olmuştur. Cenap Şehabettin’de sembolist etkiler görülür. Çağdaş edebiyatımızda Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas’ın bazı şiirlerinde de sembolist öğeler kullanılmıştır.
7. EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)
İzlenimcilik, doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil; ancak ondan edinilen izlenim ölçüsünde anlatmaktır. Yazar, gerçeği anlatmamış, gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duyumları, izlenimleri anlatmaya çalışmıştır.
Empresyonizmin Temel Özellikleri:
-Açıklıktan kaçmak sembolizmin tek tasasıdır; duygular, coşkular, simge ve seçkin sözlerin yarattığı müzikle dile getirilir.
-Şiir, gerçeği değil; gerçeğin bizde bıraktığı etkiyi anlatmalıdır.
-Mecazlara yer verilmeli, sözcüklere yeni anlamlar yüklenebilmelidir.
-Biçimde özgür olmaya çalışılmalı ölçü ve uyak pek önemsenmemelidir.
-Önemli olan bir şeyleri anlatmak değil, onları sezdirmektir.
Empresyonizmin Temsilcileri:
Rimbaud P. Verlaine R. M. Rilke
Türk edebiyatında, tam anlamıyla empresyonist bir şair yoktur. Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı gibi şairler üzerinde bu akımın etkileri görülür.
8. SÜRREALİZM (GERÇEKÜSTÜCÜLÜK):
Fransa’da 1924’te ortaya çıkan bu akım, Sigmund Freud’un ortaya koyduğu psikanalize dayanır. Sürrealizm, korkusuzca öne çıkarak düşüncenin gerçek dayanaklarını hiçbir baskı altında tutmadan gösterebilmek çabasındadır. Sürrealizm ile ahlakın ortaya koyduğu utanç perdesi tüm olarak kaldırılmakta, tasa ve kısıntıya yer verilmemektedir.
Sürrealizmin Temsilcileri:
Andre Breton
Aragon
Eluard
Soupault
Türk edebiyatında "İkinci Yeni" grubu şairlerinden Turgut Uyar, Edip Cansever, Ece Ayhan bu anlayışta şiirler yazmışlardır.
9. DADAİZM :




