TANZİMAT edebiyatımızın hikâye ve roman yazarıdır. İstanbul’da doğdu. Yenileşme edebiyatımıza emeği geçenlerden Sami Paşa’nın oğludur. Özel öğrenimle Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve daha sonra İngilizce öğrendi. Evkaf Mektubi Kalemi’nde memurluk (1880), Londra elçiliği ikinci kâtipliği (1880 -1885) görevlerinde bulundu. II. Abdülhamit’in istibdat yıllarında Paris’e kaçtı (1901). İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yayın organı olan «Şûrâyı Ümmet» gazetesine hürriyet makaleleri yazdı. Meşrutiyetin ilânı ile İstanbul’a döndü (1908). Madrit elçiliğine gönderildi (1909); kısa süreli ayrılıklarla 12 yıl bu görevde kaldıktan sonra emekliye ayrıldı (1922). Son yıllarını Vaniköy’deki yalısında geçirdi. İstanbul’da öldü (26 Nisan) Mezarı Küçüksu’da, çok sevdiği arkadaşı Recaizade Ekrem’in yanındadır. Recaizade Ekrem’e hayrandır.
Samipaşazade Sezai; edebiyatımıza en başarılı ilk küçük hikayecesidir. Romancılığımızı realizme yönelten yazardır.
Divan edebiyatına karşı çıkan Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan gibi yazarların etkisiyle Batı edebiyatına yöneldi. Alphonse Daudet’den esinlenerek yazdığı kısa öykülerle Batılı anlamda ilk gerçekçi ürünleri verdi. 1874’te "Kamer" gazetesinde yayınlanan söylev türündeki ilk yazılarıyla adını duyurdu. İlk kitabı 3 perdelik tiyatro oyunu "Şir" 1879’da basıldı. İlk romanı olan ve kendisine büyük ün sağlayan "Sergüzeşt" Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin başarılı örneklerinden biri sayılır. Bu romanda bir paşazade ile bir cariyenin aşk öyküsü anlatılır.
‘’Sergüzeşt, hayatın etüdüdür. Bir vakanın kopyası değildir. Hakikî olan Kediler isimli eserimdir… Boğaziçi’nde bahçeleri, kalın çınar ve fıstık ağaçlarının gölgesine uzanmış durgun serin havuzlan, büyük ve geniş bağları, ihtişamlı konakları olan Mısırlılara ait malikânelerden birinde bir bahar günü gezerken, esir kadınların kızların, halayıkların hayatını düşünmem bana «Sergüzeşt» romanım ilham etti.’’ der.
Hikâyeleri ile romanında romantizm’den realizm’e geçtiğini açıkça görürüz. Az yazmış, fakat edebiyatımızda o güne kadar yapılamayanı yapmıştır. Hikayelerinde, romanından daha kuvvetli bir teknik vardır. Küçük, Önemsiz, şaşırtıcı konuları; olmuş, olması mümkün olayları, ruh çözümlemeleri ile doğal ve günlük konuşma diliyle işler.
________________________________________
ESERLERİ
ROMAN:
Sergüzeşt (1889)
ÖYKÜ:
Küçük Şeyler (1892)
OYUN:
Şir (arslan, 1879)
SOHBET-ELEŞTİRİ-ANI:
Rumuzu’l- Edeb (1900)
İclal (1923




