Anasayfa / Edebiyat / DENEME

DENEME

Herhangi bir konuda düşüncelerin genellikle bir görüş olarak açıklandığı, kesin yargılara varmaktan çok okuyanın o konu üzerinde düşünmesinin amaçlandığı düz yazı türü.

 

Bir edebiyat türü olarak kabul edilmekle birlikte denemenin kesin tanımı yapılabilmiş değildir. Bunun sebebi deneme türünün niteliklerinin ve sınırının kesin olarak saptanamayışıdır.

 

Batı edebiyatçıları, denemeyi, konularını göz önünde tutarak şöyle sınıflandırmaktadırlar:

1) Yazarın gözlemlerini ve bunlara ilişkin yorumlarını kapsayanlar: Objektif (nesnel) denemeler.

2) Sadece yazarın görüşlerinin yer aldığı denemeler: Subjektif (öznel) denemeler.

3) Yazarın kendi özelliklerini, iç dünyasını, alışkanlıklarını içerenler:  Kişisel denemeler.

4) Kimi kişilerin veya toplumların özelliklerini anlatanlar: Karakter denemeleri.

5) Felsefe, din, toplum bilimi alanına giren konuları işleyenler: Felsefi’ denemeler.

 

Dünya edebiyatında deneme türünün ilk örneklerini veren Montaigne(Monteyn) olmuştur. Büyük bir kültür birikimine sahip olan Montaigne(Monteyn), çeşitli konularla ilgili görüşlerini anlatmış, bunu yaparken kendini, dolayısıyla birey olan insanı anlatmıştır.

 

Montaigne’den(Monteyn) sonra deneme türünde yazılar yazan bir diğer yazar da İngiliz Francis Bacon(Beykın) olmuştur.

 

Türk edebiyatında deneme türünün ilk örnekleri II. Meşrutiyetten sonra verilmiştir. Cenap Şahabettin, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yahya Kemal bu türde eserler yazmışlardır.

Deneme türünün Türk edebiyatında Nurullah Ataç yaygınlaştırmıştır.

 

Türün en belirgin özelliği üzerinde tüm edebiyatçılar birleşiyorlar: "Kendisiyle konuşur gibi yazmak." Yazar kendisiyle konuşur gibi yazacak. Belli bir konu ya da konular üzerinde düşünceler üretecek. Güncel söyleyişle, bu düşüncelerin ucunu da açık bırakacak. Kesin yargılara varmayacak. Hele hele kalıplaşmış yargılardan uzak duracak. Düşüncelerin ucu ileriye doğru açık olacak. Gelişmelerden yana, insancıllıktan yana güzellikler üretmeden yana açık olacak. Ahlaksız olmayacak ama okurun başına ahlakçı da kesilmeyecek.

 

Söyleyeceklerini özgürce sergileyecek. Öznel beğenilerini, görüşlerini de yazısını tatlandıracak ölçüde denemenin harcına karıştıracak. Benbilirimci hiç olmayacak. Yazdıkları doğrultusunda, kanıtlama amacıyla değil de, düşünceyi geliştirme amacıyla yardım alabilecek. Gereksinim duyduğunda şiir parçalarını, özdeyişleri, özlü cümleleri, felsefe ışıltılarını yazının dokunuşunda kullanacak. Kimi kez kendi kendine sorular soracak. Bunlara kesin yanıtlar vermeyecek, bu soruların birden çok karşılığı olabileceğini sezdirecek okura.

 

Görünürde yazdıklarını okura beğendirme gibi bir kaygısı da yok gibidir deneme yazarının. İşlediği konular öyle sıradan şeylermiş gibi algılanır ilk bakışta. Ancak bunların, yazarın beyinsel oylumunun sınırlarını bile zorlayacak nitelikte olduğu ayrımlanır açımlandığında. "Ben bunları söylüyorum ama, hani pek de yabana atmasanız iyi olur, benim dışımda bunlara benzer şeyler söyleyenler de olmuş. Hoşunuza gider ya da gitmez. Benimsersiniz ya da benimsemezsiniz. Bu sizin bileceğiniz şey," demeye getirir.

 

"Deneme geniş kültürü, bilinçli hoşgörüleri, us ve bellek yeteneklerini gerektirir. Anlatı akıcı ve sevindirici, örnekler değişik ve inandırıcı olmalıdır. Bu yazı türünü denerken küçük güncel konulara da el atılabilir, genel yaygın konulara da. Yazar kendini ve öteki insanları iyi tanımalı, yalnızlık ve açılımını ustalık içinde sunmalıdır. Böyle bir sunuş: Söyleşi, anı, eleştiri, öneri, inceleme, alıntı, tasarı, varsayım karışımı buketler biçiminde yapılabileceği gibi değinmeler, deneyişler, kısa notlar, karalamalar, mektuplar, ‘günlerin getirdikleri’ ya da ‘götürdükleri’ ve uzun yıllar kendi denemelerimin başlığı olarak kullandığım ‘arınmalar’ adı altında da okur önüne getirilebilir. Yeter ki öykünme, soyutlama olmasın. Salt gevezelik izlenimi uyandırmasın. Öte yandan günümüzde, çağdaş yaşamlar, çağdaş gereksinmelerle onların izdüşümlerini içinde taşısın. Yeniçağda yeni düşüncelerin alışverişini sağlasın."

 

Türkiye’ye Tanzimat döneminde girmiş deneme türü. Çevirilerle edebiyatta tanıtılmış, yerli örnekleri yazılmaya çalışılmış. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde artık Batılı türlerin yetkin örneklerini vermeye başlamış cumhuriyet yazarları. Montaine çevrilmiş Türkçeye. Biraz da abartılarak örnek alınmaya çalışılmış. Giderek Nurullah Ataç Günlerin Getirdiği’yle, Karalama Defteri’yle yerli ürünlerini yaygınlaştırmış denemenin. Suut Kemal Yetkin ‘Günlerin Götürdüğü’yle Ataç’ın izini sürmüş.

1960 sonrası sanki yeni bir kişilik kazanarak sürdürmüş varlığını deneme. Sabahattin Eyüboğlu, Cemil Meriç, Salah Birsel, Cemal Süreya, Nermi Uygur, Selim İleri, Ali Çolak deneme türünde eserler vermiş sanatçılardan bazılarıdır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir