Anasayfa / Sevdiğim Yazılar / 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ (Recai Kapusuzoğlu)

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ (Recai Kapusuzoğlu)

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ

 Recai Kapusuzoğlu

 SAVAŞIN SEBEBİ

Yakın tarihimizin en kanlı sayfalarından biri olan Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşına girişimizin başımıza açtığı felaketlerden biridir. Bu muharebeler aynı zamanda I. Dünya Savaşında kazandığımız en büyük zaferdir. Çanakkale Savaşını kazanmamız, I. Dünya Savaşının seyrini tamamen değiştirmiş ve savaşın 2 yıl uzamasına neden olmuştur.

Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı Devleti’nin başkenti konumundaki İstanbul’u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuştur ve iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle İtilaf Devletleri geri çekilmişlerdir.

Enver Paşa’nın Almanya’nın zaferine bel bağlayarak Türkiye’yi harbe sokması ilk anda İngilizlerin müdahalesi ile karşılandı. Çünkü daha harbe girdiğimiz gün 3 Kasım 1914’te İngiliz filosu Çanakkale’nin giriş istihkamlarını bombalayarak Çanakkale Savaşlarını fiilen başlatmış oldu. Böylece düşmanın boğazlardan geçmek hatta İstanbul’u almak niyeti gün ışığına çıkmıştı. Gerçekten İngiliz ve Fransızlar hem batı cephesindeki Alman baskısını azaltmak hem de Ruslara yardım etmek bakımından Türkiye’yi zayıf bir yerinden vurarak teslime zorlamayı düşünüyorlardı.

Rusya’nın ihraç ettiği buğdayın %90 ı ve bütün ihracatının %50 si boğazlar yoluyla sevk ediliyor ve ithalatını da büyük ölçüde boğazlardan yapıyordu. Bilhassa İngilizlerin silah yardımı buradan yapılıyordu.  Türkiye Almanya’nın yanında savaşa girince Rusya’nın yardım yolu tamamen kesilmiş dış dünyayla bağlantısı kopmuştu.

Çanakkale’ye yapılacak olan saldırı Türk ordusunun Mısır ve Süveyş kanalına yapacağı saldırıyı da engelleyecekti.

ÇANAKKALE SAVAŞININ ÖNEMİ

Müttefiklerin Çanakkale önüne yığdıkları deniz kuvvetleri 18 zırhlı, 12 kruvazör, 17 muhrip, 12 denizaltı, 1 uçak gemisi, 1 balon gemisi, 36 mayın gemisi, 2 hastane gemisi, 86 nakliye gemisi, 222 çıkarma gemisi ile 42 uçaktan oluşan büyük bir güçtü.

Savaşa İngilizler 400 bin, Fransızlar 80 bin asker sürdü. Türklerin asker sayısı ise 700 bin idi.

Çanakkale de Türk ordusunun en modern silahlarla donatılmış düşman ordusunu mağlup ederek kazandığı bu savaşı unutmamak hepimiz için bir vatan borcudur. Çünkü silah ve teçhizat bakımından büyük bir mahrumiyet içinde bulunan Mehmetçiğin gösterdiği kahramanlıklar sayesinde aziz milletimiz yok olmaktan kurtulmuştu. Çanakkale, Türk milletinin ölüm kalım savaşıdır. Eğer bu savaş kaybedilseydi, devletimiz yıkılacak, milletimiz esarete düşecek, yurdumuz sömürge haline getirilecekti.

Asırlar boyunca Türk’ü yok etmeye çalışanlar Çanakkale de bu emellerine ulaşacaklarını sanarak Çanakkale ye hücum ettiler. İngilizler Türk milletini kısa zamanda dize getireceğini düşünerek yalnız donanma ile Çanakkale boğazını geçmeye ve İstanbul’u zapt etmeye kalkıştılar. Fakat tarihi şanlı zaferlerle dolu Türk milletine ve onun kahraman ordusunu hesaba katmamışlardı. İşte bu yüzdendir ki Asya ve Avrupa’yı ayıran bu topraklar üzerine ilk mermilerini attıklarını andan itibaren düşman ordusunda büyük bir şaşkınlık ve pişmanlık baş gösterir. Mağrur düşman can çekiştiği zannettiği Türk milletinin ne olduğunu çok çabuk anladı.

Dünyanın en kuvvetli donanmasına ve en modern silahlarla sahip olduğuna güvenen bu mağrur ordu, gerek 18 Mart deniz savaşında gerekse 1915 Nisanından aralık ayına kadar süren Gelibolu savaşlarında tam bir mağlubiyetle yüz geri olmuştu.

İstilacılar savaş öncesinde her şeyi hesaplamış: Boğazdaki toplar nasıl susturulacak, mayınlar nasıl temizlenecek, karaya nerden asker çıkarılacak? hepsi, hepsi hesap edilmiş. Yalnız bir tek şey düşünülmemiş, hesaba katılmamış: Türk’ün vatanını koruma azmi.

1915 Çanakkale zaferi, sıradan bir başarı değildir. Gerek kara harekatı, gerekse boğazı geçmeye çalışan düşman donanmasının ağır kayıp vererek çekilmesi sıradan bir olay olarak kabul edilmemelidir. Bu zafer, her şeyden önce ölüm halinde zannedilen milletimizi şan ve şeref sahalarına yeniden ulaştıran görülmedik bir olaydır. Yine bu olay milli bağımsızlığımızın temeli sayılacak kadar önemlidir.

Yakın tarihlerde Akdeniz de harekete geçen herhangi bir düşman donanması her türlü isteğini İstanbul hükümetine kabul ettirirdi. 1915’te İngiliz-Fransız ortak gücünün Çanakkale’den geçemeyişi Türkiye ye karşı bu tehditlerin sona ermesini sağladı.

18 Mart deniz savaşı, bir başka bakımdan da eşsizdir. Savaş, denizden gelen güçlü bir filo ile karada mevzilenmiş topçu birlikleri arasında cereyan etmiştir. Başından sonuna kadar bir tek Türk veya Alman gemisi savaşa katılmamış, Türk donanmasına yeni katılan ve savaşın çıkmasına sebep olan Yavuz ve Midilli gemileri, batırılır korkusuyla Çanakkale’den uzak tutulmuştur.

Her iki taraf da birbirlerinin elindeki imkanları, yaptığı planları bilmektedir. Dolayısıyla sürpriz diye bir şey söz konusu değildir? Müttefikler, Türkler tarafından büyük bir kıskançlıkla müdafaa edileceğinden emin bulundukları Boğaz’ı geçtikleri taktirde Osmanlı Devletinin mağlup edilmiş olacağını ve Dünya savaşının Doğu cephesinde sona ereceğini hesap etmektedir.

Çanakkale savaşına, savaşın kesin sonucunun Doğu cephesinde alınacağına inanan İngilizler neden olmuştur. Savaş alanı olarak Gelibolu Yarımadası’nın seçilmiş olması bu bölgenin jeopolitik açıdan çok önemli olmasındadır. Boğazlar, Rusya’nın açık denizlerle biricik geçit noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya’nın açlığa mahkum olması anlamına geliyordu. O dönemde Rusya’nın insan ve hammadde kaynakları zengin fakat sanayi ve mali kaynakları sınırlıydı. Rusya, uzun ve yıpratıcı bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ihtiyacını temin edemeyecek durumdadır. Bu sebeple Almanya karşısında savaş boyunca hiçbir varlık gösteremez.

Rusya, silah ihtiyacını İngilizlerden temin etmek konusunda temin etmek konusunda da sıkıntılıdır. Çünkü Baltık Denizi Almanya’nın kontrolündedir. Kuzey Buz Denizi, senenin büyük bir bölümünde buzlarla kaplıdır ve kullanılmaz bir haldedir. Bu sebeple Boğazlar, Rusya açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu geçidin açılması, Rusya’yı takviye edecek, batı cephesinin yükünü azaltacak, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı Devletinin savaş dışı edilmesiyle muhtemelen Balkan Devletleri ve İtalya da İngilizlerin yanında savaşa katılacaklardır.

Ancak Türk askerinin kahramanlığı, bu hesapları alt üst etmiştir. Rusya’yı da açlığa mahkum etmiştir. Çanakkale zaferi, Rusya’yı ekonomik bakımdan çökertmiş, bu da çarlığın eski otoritesini kaybetmesine neden olmuştur. Hatta Komünizmin Rusya’da başarıya ulaşmasının temel nedenlerinden biri de Çanakkale Zaferinin Rusya’da meydana getirmiş oluğu ekonomik çöküntüdür.

Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya- Macaristan İmparatorluğu tarafından savaşa sürüklendiği zaman Çanakkale Boğazı, savunma bakımından cephelerimizin belki de en zayıf noktasıydı.  Buradaki topların hepsi, son derece ilkel, modası geçmiş toplardı. Bu durumu düşünen İngiliz Bahriye Nazırı Winston Churchill, Türk askerinin manevi gücünü,İstiklal ruhunu hesaba katmadan Çanakkale Boğazını donanmayla aşıp İstanbul’u zaptedeceğini düşünmüş ve bu fikrini İngiliz hükümetine kabul ettirmişti.

İngiliz- Fransız ortak donanması Boğaz önünde harekete başladığı sırada Türk başkumandanlığı da Çanakkale mevzilerini takviyeye karar vermiş, Hamidiye, Mesudiye gibi büyük gemilerimizin sökülen topları boğaz kıyısına yerleştirilerek bataryalar oluşturuldu.

SAVAŞIN OLUŞUM SAFHALARI

Deniz Muharebeleri

19 Şubat günü, güçlü Fransız kuvvetleri ile İngiliz Queen Elizabeth savaş gemisinin Osmanlı sahil bataryalarını bombalayarak ilk Çanakkale saldırısı başlatılmış oldu.

İtilaf devletleri, kısa bir aranın ardından bir sonraki saldırıyı 18 Mart’ta gerçekleştirmişlerdir. Hedef, Çanakkale Boğazı’nın sadece 1 mil genişliğindeki en dar noktasıdır. Amiral de Robeck komutasındaki aşağı yukarı en az 16 savaş gemilik dev donanma Çanakkale’yi geçmeye kalkmıştır.

Bu savaşın asıl kahramanı önceki gece Boğaz’ı mayınlayan Nusret mayın Gemisi ve onun Binbaşı Nazmi Bey kumandasındaki mürettebatıdır. Gerçi düşman, saldırıya geçmeden önce Boğaz’daki bütün mayınları temizlemişti ve elimizde topu topu 26 mayın kalmıştı.

Nusret elde kalan bu son mayınları düşmanın tahmininin aksine boğazı kesecek biçimde değil düşman gemilerinin Boğaz’da manevra yapabilecekleri tek yer olan Erenköy koyuna kıyıya paralel bir biçimde döşemişti.

Boğazda mayın kalmadığını düşünen düşman gemileri Nusret’in döşediği mayınlara çarparak birer birer battılar. Buve, Sufren, Goulois, isimli gemiler battı. Irrerıstbl, Ocean peşpeşe mayınlara çarparak sulara gömüldü.

Düşman gemileri büyük bir panik içerisinde kaçıştı. Donanmanın bu acıklı hali karşısında İstanbul’u işgal sevdasını çoktan unutmuş olan Amiral Robeck, Çörçil’ e bir telgraf çekiyor ve altına şu cümleyi ekliyordu: ‘’Çanakkale geçilemez!’’

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir